" URİAH "

        PAYINA DÜŞEN       

     Uriah anlamının dil içindeki kaderine dair özgün bir değerlendirme.   " Batşeba, Uriah ve Hz. Davud Kıssasının Yeniden Yorumu."

 I. Giriş: Kelimelerin Gölgesinde Bir Kıssa:

    Bazı hikâyeler vardır ki, tarih onları yaşarken değil; unutmaya çalışırken yazar.
Batşeba, Uriah ve Davud’un etrafında örülen anlatı da işte bu cinstendir.
Tevrat’ın kaleminden sızan bu öykü, bir peygamberin tökezleyişini anlatır gibi görünür;
oysa dikkatle bakıldığında, dilin içine sinmiş daha derin, daha içli bir hakikati fısıldar:
     “Sen onun payına düşensin.”

       Bu yazı, Tevrat’ın sunduğu resmi anlatıların ötesine geçerek;
isimlerin, seslerin ve halk hafızasının eşliğinde, bu üç figürün hikâyesini
yeniden kurmak ve insanî bir anlam çerçevesinde düşünmek için kaleme alınmıştır.


  II. Geleneksel Yahudi Metinlerinde Hikâye: Suç, Tövbe ve Meşruiyet olarak geçer.

      Tevrat’ın 2. Samuel kitabında Batşeba, güzelliğiyle Kral Davud’u (Davut As.ı) cezbeden evli bir kadındır.
Kocası Uriah Davut tarafından kasıtlı olarak cepheye gönderilir; orada öldürülür. Ardından Davud, onun dul eşiyle evlenir.
Metin bu olayın günah olduğunu ilan eder, ama hemen ardından Davud’un tövbesini ve Tanrı'nın affını zikreder.
Sanki bu günah, Süleyman gibi kutsal bir varisin gelişine zemin hazırlamak için kutsanmış tır.

      Kur’an bu anlatıya asla atıfta bulunmaz bunu zikir etmez Kuranda Davud’un adaletle hüküm etmesi, hikmetle donatılması, kuşların bile onunla birlikte tesbih etmesi vurgulanır.
Ne Batşeba'dan bahsedilir, ne de Uriah’dan.
  III. Uriah İsmi Nerede ne Anlatıyor?

    Uriah ismi, İbranice metinlerde “Tanrı benim ışığım dır” olarak okunur.
Ama seslerin kökenine daha dikkatle eğilince bambaşka bir anlam belirir: İbranice dilinden önce etkin bir dil olarak varlığını sürdüren ve İbraniceye de kaynaklık eden Adığabze dilinde URİAH isminin anlam sadeliği ve derinliği; Hz Davud İle BATŞEBA annemizin hayat hikayesini bize bambaşka bir gerçeklikle anlatmaktadır. Hz Davudun dudaklarından dökülen iffet yüklü kelimenin inceliğine ruhumuzu teslim edelim mi.?

   U- VU      = Sen, Senin demektir

   R- Rİ      = "O, Onun" ya da "O'na ait olan" demektir .

   AH / YA = "Pay", demektir.

   R = İyelik takisi 

   U+Rİ+AH = "Sen Onun içinsin”.”Sen Ona aitsin” ”Sen Onun Payına düşensin " demektir.

         Bu çözümleme ;

         Uriah’nı adını bir sadakat yemini haline getirir:
       “Sen onun payına düşensin. O’na aitsin. Ona adanmışsın.”

        Bu yalnızca bir ad değil; bir kader tarifidir. Onu yücelten, işte tam da budur: Adının çağrıştırdığı adanmışlık, yerli yerinde bulundurma erdemliliğinin ifadesidir.


   IV. Batşeba: Yumuşak Toprak, İnce Gölge

        Batşeba ismi çoğu zaman “Yemin kızı” ya da “Yedinci kız” şeklinde çevrilir İbrani kaynaklarında
Fakat kelimeyi toprağın sesiyle, halkların diliyle dinlerseniz daha farklı bir anlam belirir: Tıpkı URİAH ta olduğu gibi.

    Ba-Bo =   Çok

         / TI =  Toprak,  

ŞABE =  Yumuşak

Botışabe= çok yumuşak toprak

Batşeba= Yumuşak, verimli, dokunulası toprak…..

     Bu hâliyle Batşeba ismi, bir coğrafya, bir dişilik, bir ten gibi çağrışır.
O artık sadece bir kadının ismi değil; “Yumuşak toprak”, “Verimli vadi”, “Dokunulunca titreşen ince bir zarafet”tir.

         Batşeba’nın eğer dillere destan bir güzelliği varsa; bu yalnızca dıştan gelen bir hayranlık değil,
isminin taşıdığı anlam kokusunun, toprak hafızasına sinmesi, cazibesinin ahlaki utangaçlığa dönüşmüş içten yansımasıdır.


   V. Anlatının Sessiz İhtimali ile Başka Bir Hikâye Mümkün:

        Kim bilir, belki de Batşeba Kral Davud'u uzaktan görmüş, yüreğinde bir yakınlık duymuştur.
Ve belki de bu kadın güzelliğiyle değil; sıcaklığı, nezaketi, gönül açıklığıyla hatırlanmalıdır.
Belki O ,Davud (as) a bir şeyler hissetti ama, Davut (as) Ona , Âdemle Havvanın Cennetteki hallerini düşünerek şöyle dedi içinden:

            " URİAH " :

  = (VO, AY, YURİAH) ;  

    “Sen onun payına                     düşensin.”

    İşte Şimdi bu deyişle; orada, bir peygamberin kalbinde hüküm veren vicdan konuştu. Belki geri çevirdi kadını.
Ama kader, her zaman insan iradesine saygı göstermez. Kader ağı İlahi takdirle örülür.
Uriah cephede öldü — belki düşman oku, belki vakti dolduğu için. kim bilir.
Ve geriye, çaresiz bir dul ve bir umutsuz suskunluk kaldı.

  Davud sonra onunla evlendi. O kadın, Süleyman (as)'ı doğurdu.. Ve dünya Yahudilerin ateş dilli eylemcileri tarafından bu hikâyeyi “günah” diye yazdı. 

  Oysa belki bu, kaderin ve insanlığın en incelikli “doğru zaman” anlatılarından biriydi.


   VI. Dillerin Fısıldadığı Gerçeklik.

     Eğer sadece İbranice kutsal kitapların satırlarına değil de, kelimelerin kökenine, seslerin, çağrışımına, halkların hafızasına kulak verilirse;
        Batşeba ve Uriah isimlerinin ardında, âdice işlenmiş bir günah değil; İnsanlığın en kutsal değerleriyle yoğrulu doğal bir hikâye yaşandığı görünür.

   Uriah: Adanmışlık, sadakat ve hakkaniyeti

   Batşeba: Yumuşaklık, doğurganlık ve sevgiyi

   Davud (as): Vicdanı konuşan bir kralın çığlığını bize duyurmaya çalışıyor

    Belki bu anlatıyı bambaşka çağrışımlarla yazanlar, kalemi günaha batırdılar.
Ama halkın dili hâlâ başka bir hikâyeyi fısıldıyor:
      “Kader bazen insanın yerine konuşur.”


    İsimler Sadece Ses Değil, Hafızadır

    Kelimeler bazen bizi yanıltır; ama isimler, zamanın içinden damıtılmış birer tanıklıktır.
     Uriah ve Batşeba isimleri, yargıdan çok anlama; suçlamadan çok merhamete çağırır.

   Ve belki de bu anlatının en doğru yeri şudur: “Sen onun payına düşensin.”
  Bu cümle, bir aşkı değil; bir ölçüyü, bir vicdanı, bir hakkın teslimiyetini anlatır.

     Günah yüklü metinler vebal yükünü taşıyamaz yorulur, susar; Ama Mazlumların âhını dert edinmiş kelimeler konuşur, anlatır ağlatır. Çünkü onların kalbi;             "BO GU ŞABE"dir. " KALBİ ÇOK YUMUŞAK " dır.
                Ve

kelimeler bazen insanı daha iyi korur.

        Ahmet Türkoğlu

            17.01.2026

Comments powered by CComment