Hz MUSA KEKEME Mİ İDİ ?
İslam kaynaklarına göre Hz. Musa'nın konuşmasında bir zorluk olduğu rivayet edilir. Bu durum, Kur'an'da Taha Suresi 25-28. ayetlerde şu şekilde geçer:
"Musa dedi ki: Rabbim! Göğsümü genişlet. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz ki sözümü anlasınlar."
Bu ayetlerden, Hz. Musa'nın konuşmasında bir engel veya kekemelik olduğu anlaşılabilir. İslam tefsirlerinde, onun küçükken Firavun'un yanında yetişirken sıcak bir kömür parçasını ağzına götürdüğü ve bu nedenle konuşmasının etkilendiği anlatılır. Ancak bu detaylar Kur'an'da doğrudan yer almaz, daha çok rivayetlere dayanır.
Sonuç olarak, Hz. Musa'nın konuşmasında bir zorluk olduğu ve bu nedenle Allah'tan yardım dilediği kabul edilen bir görüştür.
25.
رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي
26.
وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي
27.
وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي
28.
يَفْقَهُوا قَوْلِي
Türkçe Mealler
Diyanet İşleri Meali,
25. Musa dedi ki: “Rabbim! Göğsümü genişlet.”
26. “İşimi bana kolaylaştır.”
27. “Dilimdeki düğümü çöz.”
28. “Ki sözümü iyi anlasınlar.”
Elmalılı Hamdi Yazır
25. “Rabbim! Göğsümü aç.”
26. “İşimi bana kolaylaştır.”
27. “Dilimdeki bağı çöz.”
28. “Ki sözümü anlayabilsinler.”
Hasan Basri Çantay
25. “Rabbim! Göğsümü genişlet.”
26. “İşimi bana kolaylaştır.”
27. “Dilimdeki düğümü çöz.”
28. “Ta ki sözümü iyice anlasınlar.”
Muhammed Esed
25. “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver.”
26. “İşimi bana kolaylaştır.”
27. “Dilimdeki bağı çöz.”
28. “Ki söylediklerimi kavrayabilsinler.”
Dilsel Not (önemli)
· Ayetlerde “konuşamamak” anlamına gelen أخرس / أبكم gibi kelimeler yoktur.
· İfade edilen şey, “anlaşılma” sorunudur:
· يَفْقَهُوا قَوْلِي → “Sözümü kavrasınlar”
· Bu, mutlak bir kekemelikten ziyade hitap gücü, açıklık ve etki talebi olarak da okunabilir. bu ayetleri Arapça kök analizleriyle özellikle ʿuqdat(an) – عقدة kelimesi üzerinden daha derin inceleyebiliriz
. وَاحْلُلْ (vaḥlul) ve عُقْدَةً (ʿuqdaten) kelimelerini Arapça kök–sarf–anlam düzeyinde, bağlamı zorlamadan analiz edelim.
1- وَاحْلُلْ (vaḥlul)
Yazım ve Sarf
· وَ = ve
· احْلُلْ = حلّ fiilinin emir kipidir
· Kök: ح ل ل (ḥ–l–l)
🔹 Kök Anlam Alanı (ح ل ل)
Bu kök Arapçada oldukça geniştir:
· bağlamak ↔ çözmek
· düğümlemek ↔ serbest bırakmak
· yerleşmek (حلّ بالمكان)
· helal olmak (حلال)
· bir şeyin içinden çıkmak / dağılmak
Ortak anlam ekseni
👉 bağlı olanın çözülmesi, serbest hâle gelmesi
🔹 Ayetteki Kullanım
وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي
→ “Dilimden bir düğümü çöz”
Buradaki حلّ, fiziksel bir bağdan çok:
· iletişimdeki engelin kalkması
· ifade akışının serbestleşmesi
· anlatımın açılması
anlamlarına gelir.
📌 Konuşamama değil, akıcılık / açıklık talebi vardır.
2- عُقْدَةً (ʿuqdaten)
🔹 Yazım ve Sarf
· Kök: ع ق د (ʿ–q–d)
· İsimdir
· Tekil, nekre (belirsiz): bir düğüm
🔹 Kök Anlam Alanı (ع ق د)
Bu kök de çok katmanlıdır:
· ipi bağlamak, düğümlemek
· sözleşme yapmak (عقد)
· nikâh akdi
· kalpte bağlanma, düğümlenme
· zihinsel / psikolojik kilitlenme
Ortak anlam ekseni:
👉 sıkı bağ, çözülmesi gereken kilit
🔹 Ayetteki İncelik
· عُقْدَةً → bir düğüm
· العقدة denmemiştir (belirli değil)
Bu çok önemli bir noktadır.:
📌 “Dilimdeki düğüm” değil,
“Dilimden bir düğüm”
Yani:
· tüm konuşmayı engelleyen bir durum değil
· belirli bir engel / yani zorlanmadan akıcılık anlamında
· geçici veya sınırlı bir problem. Buda karşılaşma anında, heyecan ve tutulma olmasın, anlamını ifade eder
3️ Birlikte Okuma (Bağlamlı Anlam)
وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي
Kelime kelime değil, anlam ekseniyle okursak:
“İfade akışımı bağlayan, tüm engelleri çözüp serbest bırak.”
Bu Ayetlerin anlamından
· mutlak kekemelik iddiası anlaşılmaz
· biyolojik zorunluluk da değildir
· hitap gücü, açıklık ve anlaşılırlık talebinin dile getirilişi anlaşılır
Bunu hemen izleyen ayet de teyit eder:
يَفْقَهُوا قَوْلِي
“Sözümü kavrasınlar”
Sorun dil değil, anlaşılmadır.
🔚 Sonuç (Net)
· وَاحْلُلْ → çöz, serbest bırak, akışı aç
· عُقْدَةً → sınırlı bir bağ / ifade engeli
· Ayet, “konuşma özrü” değil,
etkili hitap duasıdır
İsterseniz bir adım daha ilerleyelim ve:
Tâhâ 27. Ayetteki لِسَانِي (lisânî) ifadesinin, esas olarak konuşma, ifade, hitap ve dilsel yeti anlamında olduğunu görelim..
Şimdi
bunu dilsel ve Kur’ânî kullanımlar üzerinden netleştirelim.
1️⃣ Lisân (لسان) kelimesinin anlam alanı
🔹 Kök
· ل س ن (l–s–n)
🔹 Temel anlamlar
Arapçada lisân şu anlamlarda kullanılır:
1. Konuşma yetisi / ifade biçimi
2. Dil (Arapça, İbranice vb.)
3. Hitap tarzı, söylem
4. Bir topluluğun dili
5. Mecazen temsil, açıklama aracı
📌 Fiziksel organ (et parçası) için Arapçada genellikle:
· لَحْم (lahm)
· عُضْو (uzuv)
· veya doğrudan betimleyici ifadeler kullanılır
Lisân bu bağlamda nadiren literal organ anlamındadır.
2️ Kur’ân’daki kullanımlar (çok belirleyicidir)
🔹 İbrahim 4
“Biz her peygamberi, ancak kavminin lisânı ile gönderdik…”
(بِلِسَانِ قَوْمِهِ)
📌 Burada açıkça:
· fiziksel dil değil
· konuşulan dil / lisan / iletişim kodu kastedilir.
🔹 Meryem 97
“Biz onu senin lisânınla kolaylaştırdık…”
Burada da:
· “senin et parçası olan dilinle” değil
· senin konuştuğun dil anlamındadır.
🔹 Şuarâ 195
“Apaçık Arap lisânıyla”
(بِلِسَانٍ عَرَبِيٍّ مُّبِينٍ)
Bu ayet, lisânın soyut-dilsel anlamını tartışmasız biçimde ortaya koyar.
3️ Tâhâ 27’de “lisânî” neyi ifade eder?
وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي
Kelime kelime değil, anlam bileşeniyle bakalım:
· عُقْدَة → bağ / kilit / engel
· مِن لِّسَانِي → ifademden / hitabımdan / dilsel akışımdan
📌 Yani:
“Konuşma ifademdeki engeli çöz.”
Bu duadan :
· dil organın felci olduğu anlaşılmaz
· biyolojik kekemelik zorunluluğu değildir
· anlatımın düğümlenmesi, hitapta zorlanma anlamı daha uygundur.
4️ Ayetin kendi iç delili (en güçlü nokta)
Hemen ardından gelen ayet:
يَفْقَهُوا قَوْلِي
“Sözümü kavrasınlar”
📌 Eğer sorun fiziksel dil olsaydı:
· ses çıkmaması
· harflerin telaffuzu
ön planda olurdu.
Ama ayet:
· anlaşılmayı
· kavrayışı
merkeze alıyor.
Bu da lisânın:
ifade / söylem / iletişim düzeyi olduğunu kesinleştiriyor.
🔚 Net Sonuç
· Lisân = her zaman fiziksel dil değildir
· Tâhâ 27’de:
· organ değil
· konuşma ve ifade yetisi
kastedilmektedir.
· Ayet, Hz. Musa’ya tıbbi bir kusur isnat etmez.
· Daha çok zor bir muhatap kitlesi karşısında etkili hitap duasıdır.
Kur’an, Hz. Musa’yı fiziksel konuşma engelli veya “kekeme” olarak nitelemez.
Bu nitelendirme ayetlerden değil, sonradan oluşmuş rivayet ve yorum geleneğinden gelir.
Neden böyle oldu
1️ Kur’an’da fiziksel konuşma engeli yok
Kur’an’da:
· أخرس (dilsiz),
· أبكم (konuşamayan),
· ثقل اللسان (ağır dil – fiziksel),
gibi net biyolojik terimler Hz. Musa için hiç kullanılmaz.
Tâhâ 27’de:
· lisân = ifade / söylem
· ʿuqda = engel / düğüm
Bu ikisi birlikte:
iletişimsel bir zorluk ifade eder, tıbbi kusur değil.
2️ Peki “kekemelik” yorumu nereden çıktı?
a) İsrâiliyyat etkisi
Tevrat ve Yahudi rivayetlerinde:
· Hz. Musa’nın çocukken ateş / kor kömür olayına bağlı
· dilinin yandığı ve konuşmasının bozulduğu anlatılır.
Bu anlatılar:
· Kur’an kaynaklı değildir
· Müslümanların tefsir geleneğine sonradan sızmıştır
b) Ayeti literal okuma alışkanlığı
· Lisân = organ
· ʿuqda = fiziksel düğüm
şeklinde aşırı somut okuma yapılmıştır.
Oysa Kur’an:
· mecaz,
· temsil,
· soyut ifade
yoğunlukla kullanır.
3️ Rivayet geleneği nasıl “hakikat” gibi algılandı?
· Erken dönem müfessirleri,
ayet + kıssa + rivayet üçlüsünü birlikte aktardı.
· Rivayet nakledildi, fakat:
· ayetin zorunlu anlamıymış gibi algılandı.
· Zamanla:
“Hz. Musa kekemeydi”
ifadesi, ayet değil kültür hâline geldi.
4️ Teolojik bir gerekçe de vardı
Bu yorumlar, çoğu zaman şu düşünceyi desteklemek için kullanıldı:
“Bütün peygamberler beşerdir, kusurludur.”
Bu düşünce doğru olabilir;
ama kusuru ayetin söylemediği bir yerden üretmek,
metne sadakat değildir.
5️ Asıl mesele: zor bir muhatap – zor bir görev
Bağlam çok açıktır:
· Musa → Firavun gibi otoriter, baskıcı, elitist bir güce gönderiliyor.
· Bu, sıradan bir konuşma değil:
· politik,
· toplumsal,
· teolojik bir hitaptır.
Bu yüzden Musa:
· dilini değil,
· etki gücünü
Allah’tan istemektedir.
🔚 Net sonuç
· Hz. Musa’yı fiziksel konuşma engelli saymak:
· Kur’an’dan çıkmaz
· dilbilimsel olarak zorlamadır
· tarihsel rivayet etkisidir
· “Kekeme” nitelemesi:
· ayet değil
· yorum geleneğidir
· En samimi duygularla talebim şudur ki;
Lütfen Hz Musa’dan içten bir yönelişle özür dileyelim. Onun duasının manevi ikliminden kendimizi mahrum bırakıp, kendisini konuşma özürlü saydık. Bunu yazan müfessirler. ayetteki ince duyguları ve insanı acziyetten samimiyete, samimiyetten yücelişe taşıyan engin yakarış anlamlarını nerede bıraktılar. Nereye koydular.
Lütfen hepimiz bu ayetleri, her zorluğun başında tekrar tekrar okuyalım. Amin diyelim. Okuyalım da Hz Musanın eşsiz belağatıyla Yaradanın huzurunda ruhlarımızı arındıralım. Bize her işimizde kolaylık vermesi için yükümüzün ağırlığı karşısında tevazu ile bu ayetlerle yalvaralım.
Ahmet Türkoğlu
20.01.2026
Comments powered by CComment