ADIĞABZE İLE MISIR DİLLERİ ARASINDA ANLAMSAL DERİN BAĞLANTILAR.

  GİRİŞ; Köklerin derinliği ve dillerin ortak hatırası.

   Diller sadece iletişim aracı değil, insanlığın toplu hafızası, duygusu ve dünya algısının ta kendisidir. İlksel dillerde her ses yaşanmış bir GÖZLEMİ, duyumsanmış bir eylemi taşır. Eski Mısır sembolizmi, yapıyı ve ilahi düzeni DİL yolu ile  MİMARİYE döken bir uygarlıktı.

   Bu çalışma; yüksek bir medeniyete sahip Mısır  uygarlığının, kullandığı ve geliştirdiği ifadeleri ile anlamsal şekillere yerleştirdiği, dilindeki soyut duyguları ortaya çıkarıp anlama ve somut örneklerle  insanlığa sunma arzusuyla yapılmıştır.

    Mısır tarihini inceleyen tarihçiler, dil bilimciler, arkologlar ve diğer araştırmacılar,  mısırla ilgili her dönemin verilerini kendi bakış açıları ve bilimsel tespitlerine göre insanlığın istifadesine sundular.   isteyen her okuyucu her konuda bu bilgilere ulaşabilir.

   Bizim bu çalışmamız mevcut veriler ışığında. Mısırlıların bize miras bıraktığı günlük konuşmalarını incelemek ve kullandıkları kelimelerle onların hissiyatını anlamaya çalışmaktır. Günümüze ulaşan yazılı anlatımlar sayesinde; Medeniyetin sosyal yapısını, yaşamlarını kültür seviyelerini ve onların DİLLERİNİN ruhunu anlamak mümkündür. Bir medeniyetin dilini anlamak onunla beraber yaşamak gibidir.

     Uğraşımız çok zor, belki de imkansız bir şey. Dört bin yıl önce dile getirilmiş bir ifadeyi tespit edip, onun özüne ulaşmak duygularını yakalamak. Çünkü o günün konuşulan dili artık yok. Yok olmuş bir dille nasıl bağ kurabiliriz. İmkansız bir şey gibi görünüyor amma Bir şansımız var.

     İnsanlığın ortak dili olan ilk dil. Evet ilksel dil. eğer bugün dünyada insanlığın ilk konuşmaya başladığı şekliyle muhafaza edilmiş ve bugüne kadar gelmiş halada konuşulan bir dil varsa işimiz kolaylaştı demektir.

  Yaptığım araştırmalarda böyle ilksel bir dilin olduğunu ve  tüm dillerin bu ilksel dilden  izler ve kalıntılar taşıdığını gördüm.

   Peki ama böyle ilksel bir dile nasıl ulaşabiliriz. Gelişmiş dillerle, tarihe gömülmüş söylemlere ulaşmak, iğneyle kuyu kazmak gibi bir şey. Neredeyse imkansız gibi duruyor. Ancak bir dil var ki tüm dillerden ayrı olarak, seslere dayalı ilksel dili, günümüze hiç bozulmadan taşımış ve orijinal haliyle de yoğun bir şekilde de hala konuşulmakta ve varlığını devam ettirmektedir.  Dünya DİL literatüründe  geçerli bir dil olarak kabül görmeyen ama milyonlarca insanın konuştuğu bu eşsiz DİL; İnsanlığın belki  ilk dillerinden biridir diyebileceğimiz  AGIĞABZE dilidir.

     Bu nedenle Dünya medeniyetler tarihine yolculuğumuz bu dilin rehberliğinde olacaktır.

  Bu çalışma; Mısırın dilindeki söylemlerin, kelimelerindeki anlamların ve kavramlarının; Adıgabze’de ki hem fonotik hem anlamsal izlerini sürerek, GÜNÜMÜZDE GİZLİ KALMIŞ, ORTAK  BİLİNÇALTININ DİLSEL İZLERİNİ gözler önüne sermeyi amaçlamaktadır.

   MISIR ve KAFKASYA… birbirinden oldukça uzak iki farklı bölge halkları, kelimelerinin anlamsal ve fonetik olarak bu kadar örtüşmelerinin nedenini, ilksel dil kavramını hatırlatarak daha sonraki çalışmalara bırakalım. Vurgulamak istediğimiz husus iki farklı dilin ( Eski Mısır Dili ve Adığabze ) ses ve anlam bakımından örtüşmesinin enteresanlığıdır. 

 Şimdi gelin kendimizi Mısırlıların Binlerce yıl önceki söylem ve duygularıyla bütünleşmenin hazzına teslim edelim. Bakalım İnsan hep Aynı insan mı? Sevinçler, mutluluklar, üzüntüler kederler binlerce yıldır hep aynı mı yaşanmıştı.? Gözlerden akan yaşların içindeki duygular hep aynı şarkıların çağlayan bestesi miydi? Neydi.

MISIR VE ADİĞE DİLLERİNDE KELİMELERİN KORUYUCU ORTAK HAFIZASI;

   Buyurun bülbüller bahçesinde neler var?

     1- NEFERTİTİ,                   

  A- Mısır Dilindeki çözümü ve  anlamı;

    a) “Nefer” = Güzel

    b) “TİTİ”    = geldi.                   "GÜZEL GELDİ",         Nefertiti'nin bir başka yerden gelmiş olabileceğini  çağrıştırıyor. Evet Güzel başka yerden geldi. Acaba nereden…?

 B- ADIĞABZE DİLİNDEKİ ÇÖZÜM VE ANLAMI

     a) NE ; = GÖZ

     b)NEF: = ışık. alev.                             parıltı.

     c) NEFER,NEFIR: Belirli olan bu aydınlık, ışık, GÜZEL.

     ç) NEFINE = Işık. Aydınlık, gözün ışığı, gözde olan

     d) TİTİ. TETİ, TETİY = Bize ait olan. BİZİMDİR.

     e) NEFERETTİ ; NEFINERTETİ = O bizim güzelimizdir. O BİZİM AYDINLIĞIMlZ GÖZ            BEBEĞİMİZ, GÖZ NURUMUZDUR.

        NEFERETTİ, MÖ 1379-1362 yıllarında  MISIR Kralı AMENHOTEP’İN eşidir. AKHENOTAN'LA sonradan evlenmiştir. Kafkasya'dan  bir hemşire  (Hasta bakıcı ) olarak mısıra gönderildiği kayıtlarda yazılıdır.  Enterasan olan husus; kelimenin her iki dilde de aynı seslerle söylenmiş olması ve aynı anlamı taşıması. MISIR da bugün bu kelimeyi konuşan birileri belki  nadiren bulunabilir, bilmiyorum. Amma bu kelimeyi Adiğelerden kime sorsanız anlamını size Hemen söylerler. Bir telefonla tanıdığınız Adiğe arkadaşınıza ulaşabilir ve test edebilirsiniz. Bilmiyorsa kendi eksikliğidir, bir başkasını arayınız. Size anlamını mutlaka söyleyecektir. Mısır’ın en güzel ve gözde kraliçesinin iki toplumun ayrı dillerinde aynı kelimeyle isimlendirildiğini ve aynı anlamla çağrıldığını gördük. Bir başka kelimeye geçelim.

   2- GOŞEN ; Hz Yusuf döneminde  firavun ( Hiksos ) zamanında İbranilere tahsis edilen, aşağı Nil vadisi, Bu vadiye GOŞEN ismi verilmiştir. Yahudi ve Hristiyan kutsal metinlerinde de aynı isimle geçer. İbraniler Mısırdan çıkıncaya kadar bu verimli topraklarda kaldılar. İSMİN menşei hakkında bilim adamları hiç ANLASAMADILAR. İçeriğini ise hiç ama hiç tartışmadılar bile. Bakalım neler göreceğiz.

   A- MISIR DİLİNDE                    ANLAMI;

    a) GOŞEN, GOSHEN; yaklaşma, buyur etmek, sığınma anlamları verilmiş. Orası çok daha iyi, Tatlı ve rahatlatıcı bir yer. Bu ifadelerin çoğu GOŞEN sözcüğüne Yahudiler tarafından yakıştırıp söylenmiş sözlerdi ve coğrafi bölgeyi tanımlıyordu.

     b) GOŞEN ; Nil deltasında Nil nehrinin geçtiği bereketli topraklara verilen isimdi. Hz Yusuf’tan önce orada oturanlar vardı ve bu ismi kullanıyorlardı. NİL nehrine verilen bir isim olarak. NİL bereket dağıtan  anlamında tanımlanıyordu. Hz Yusuf’un kardeşlerine firavun tarafından tahsis edilmesi yine GOŞEN isminin dağıtım ve bölüştürme anlamını kuvvetlendirmekte idi. Çünkü firavun da bir taksimat ve iyilik yapmıştı.

   d) Mısırlıların dilinde GOŞEN ; veren, dağıtan, iyilik yapan anlamını taşıyordu.

 B- ADİĞE DİLİNDE ANLAMI;

    a) aynı ses aynı ifade aynı anlam. ilginç olan mısır eski dilinin yok oluşu, ADIĞABZE’NİN ise bugün hala yaşıyor ve konuşuluyor olması.

    b) Adiğe dilinde GOAŞE; evin en büyük yaşlı kadınına denir. O evin tüm işlerini taksim eder yedirir, doyurur, hüküm verir, evin tek söz sahibidir.

  c) GOŞEN; Akar suyun bölünüp dağıldığı, suyun taksim edildiği yere yine goşen denir. tıpkı NİL de olduğu gibi.

   d)-Kafkasya'da Maykop Bölgesinde büyük bir Ovayı sulayan bir ırmağın adı  GOŞEN dir. Bu benzerliği izah etmek nasıl mümkün olabilir.

   e)-Bir anaç tavuğun civcivlerini kanatları altında büyütmesine benzetilen GOAŞE,( Nine-Nene) evin baş köşesinde oturur her an. O evin adaletli ,otoriter dağıtım ve sığınak merkezidir. Gözeten, paylaşan figür.

   e)- İŞİN ÖZÜ, GOŞEN ADI; Hayat veren, paylaşım sağlayan bir doğal kaynak olan Nehre verilmiş.

BU Mısır da NİL Nehri Kafkasya’da doğrudan ismiyle GOŞEN IRMAĞI. Evlerimizin baş köşesinde ninemiz. Bizi eteğinin altında besleyen, büyüten GOAŞE.

           SONUÇ;

GOŞEN; kelimesi hem adığabze deki anlamı ile hem Mısırdaki  tarihi ve işlevsel bağlamıyla, hem de coğrafi yayılımıyla  çok net biçimde  her iki dilde de AYNI kavramsal merkeze işaret etmektedir.                         

      3- KİOPS ;

           KİOPS ;

 Mısır piramitlerinin en büyüğüdür. Eski firavunlardan biri olan KHUFU’'YA aittir.

   A-  Mısır dillerindeki  . ..          anlamları;

     a)- ilk mısır dillerinde bu Piramidin adı KHUFU olarak geçer. Ancak eski mısır dillerinde geçen bu kelimenin anlamı bilinememektedir.

   Eski Mısır dilindeki orijinal biçimi KHUFU şeklinde geçer. Anlam çevirileri varsayıma dayanır. Dilin çözümleme zorluğu gerçek anlama ulaşmayı mümkün kılmamıştır. Tüm yazılı kayıtlarda böyle geçer. Bilimsel çalışmalar gerçek  anlamını ortaya koyamamıştır. 

   b)-BU PİRAMT KHUFU' dan başka bir isimle daha  seslendirilmiştir.   O da HNUM dur. HNUM'a ise "Onun koruyucusu," anlamı verilmiştir. ”khnum” beni korur anlamında ifadeye sahiptir ve önemli bir isimdir.

    c)- Yunan tarihçiler ise  KHUFU'YA KEOPS demişlerdir. Yunanlılar sadece telaffuzu kendi dillerinin Fonetik yapısına uydurmuşlar, kelimeye yeni bir anlam yüklemeden olduğu gibi dillerine aktarmışlardır. Piramide yeni isim vermemişler sadece bozulmamış, anlamını koruyan bir fonotik aktarım yapmışlardır. Kelimenin fonetiği kendilerine uydurmuşlardır. Burada çok özel bir durum ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar Yunanlılar aynı anlamda kullanmış iseler de;  ikinci kelimenin ( KEOPS ) ilk zamanlardaki ( KHUFU) isminden daha başka bir anlamı olduğunu ilerde göreceğiz. 

    Piramidin böyle değişik isimlerle anılması tarihi süreç içinde yeniden ,yeni isimlerle isimlendirildiği gerçeğini ortaya koymaktadır. Açık olan husus şu ki bu piramide verilen isimlerin ne anlama geldiği kesin olarak ortaya konulamamıştır.

  Bu çalışma ile Piramidin isminin layık olduğu yere taşınacağı ve gerçek anlamının ortaya çıkarılma bahtiyarlığının  bize nasip olacağı inancındayım. Bu inançla görevimizi yerine getirmeye devam edelim.

    B- ADİĞE dilindeki                    Anlamları;             

     a)- KHUFU ; Adiğabze diliyle düşündüğümüzde bu kelimenin her harfinin vurgulu söyleyişine göre birkaç anlama ulaşırız. EN önemli anlamı; Kelimeyi heceye ayırarak; KHA, KUHA şeklinde seslendirirsek GEMİ anlamına ulaşırız.. Adiğe dilinde KUHA gemi demektir.

    İkinci hece FU ise sürmek ve sürüklemek anlamına gelir. KHUFU kelimesine ben Adiğabze dili ile düşündüğümde GEMİ İLE SÜRÜKLENEN veya taşınan anlamı veririm.

   b)-K+HA+FU okursam Ondan gelen, Oradan bu tarafa gelen, Ondan ödünç olarak gelen anlamı çıkarırım. Her anlam değişikliği harflerin ses tonları ile ilgilidir. K+HA+FU ; o getirebiliyor, başardı anlamı taşır.

   c)- KHNUM, HNUM bu kelime için ÖNEMLİ demiştik. Gerçekten önemli. 4000 yıl önceki ses ve anlam ile bugün ki ses ve anlam iki farklı dilde  bire bir aynen örtüşüyor. İnanılır gibi değil. MISIR dili ile “o beni korur “anlamında, ADİĞE diliyle  HUME; korumak demektir. KEHUME; O koruyor demektir.

    d)-KEOPS : ADİĞE dilinde bütünsel anlamı “ Onun ağzından dökülen su demektir.

        UPSI Kelimesi;  Dudağında oluşan tükrük suyu, dudakları ıslatan ağız suyu anlamına gelir.

    e)- KU+HU+FU : Onun ağzından  dökülen sıvı.

     f)- KE+O+PS şeklinde Yunanlılarca okunup seslendirilmesinden ise; O gerçekten söylüyor. Onun söyledikleri candır, kıymetlidir anlamlarına ulaşırız.

   KİOPS   sözcüğünden ben topluca ; “ ONUN EMRİYLE YAPILAN YAPI” veya “  BİR AĞIZDAN veya KAYNAKTAN DÖKÜLEN SUYLA YAPILMIŞ “ anlamlarını çıkarırım.

              SONUÇ;

Mısır ve Yunan dillerinde anlamına erişilemeyen KEOPS piramidinin ADİĞABZE dil örgüsüne göre anlamı şudur:  “ Onun emriyle yapılan gemiyle taşınan ve sıvılandırılmış şeyle yapılmış yapı “ 

Bu anlama Mısırın unutulmuş dili ile Adiğabzenin bugün yaşayan dilinin İlksel bileşenleriyle ulaşılabilmiştir.

     4-  FİRAVUN ; 

     FİRAVUN;  Antik Mısırda hükümdarlara verilen isimdir.

    A- ESKİ MISIRDA     ..            ANLAMI ;

    a)- Mısır da kralların ismi olan FİRAVUN kelimesi  “BÜYÜK EV; SARAY “anlamına gelmektedir.

     b)-  PER’AA , PAR’O , gibi ses kaymalarına zaman içinde evrilen kelime ; M.Ö. 2400 yıllarından itibaren kullanılmaya başlanmıştır. FİR’AVN, FİRAVUN şekline dönüşen kelimenin kelime anlamı arka plana itilmiş ve kralların sıfatı olarak kullanılarak günümüze ulaşmıştır. Bugünkü anlamıyla artık Firavun ; eski mısır krallarını tanımlayan bir isim sıfatıdır. Genellikle de kötülüğün, zulmün sembolüdür.

    B- ADIĞABZEDE                       ANLAMI :

    a)-  Fİ, FU; Adiğe dilinde  “SİZİN, SİZE AİT OLAN “ anlamına gelir. İyelik bildiren bir ektir.

     b)- RA, adiğabze dilinde  belirlilik takısı olmasından öte; yücelik, büyüklük, özel olma anlamlarına gelir. ŞAPSIĞ kolunda bu ses adeta alınan her nefesin, söylenen her sözün tüm yapısında yankı bulur, nerede ise R siz konuşmak mümkün değildir.

    c)- U ; yardımcı fiildir. Önüne geldiği sesin anlamını tamamlar. Yine aidiyetlik ifade eder.

    d)- UNE ,VUNE ; ev demektir. U ekiyle size ait olan, sizin, kendi eviniz anlamlarına gelir.

 

    e)- Fİ+VU+ NE =  FİVUNE Sizin Eviniz. Kendi eviniz.   

    f)- Fİ+ RA + VU + NE = FİRAVUN :  SİZİN KUTSAL EVİNİZ, SİZE AİT OLAN, KENDİ EVİNİZ

                                                                     SONUÇ :

Ortak seslerle ortak bir hafızaya sahip Eski Mısır ve bugünün adiğabze dilleri sadece coğrafi bağlarla değil, kadim ( En Eski ) bilinçle de  birbirlerine bağlı oldukları görülmektedir. Yazımızın okurlarımızı usandırmaması adına örneklendirmeye son veriyorum. Şunun bilinmesini isterim ki eski Mısır diliyle Adiğe dili etle tırnak misali iç içe geçmiş gibidir.

     ADIĞABZE nin İLKSEL DİL olması görüşümüze gelince; ADİĞABZE İNSANLIK DİL HAFIZASININ YAŞAYAN BİR ÖRNEĞİDİR. Buna ileriki yazılarımızda sizlerle paylaşacağız.

    İLKSEL DİLLER ASLA UNUTULMAZ SADECE DUYULMAZ HALE GELİR: Siz duymasanız da onlar sizin hafızanızda, sizin için kimliğinizi oluşturan yeni kavramlar üretmekle meşguller.

    ONLAR SİZİN GÖNLÜNÜZDEN SÜZÜLÜP DUDAKLARINIZDAN DÖKÜLEN SÖZCÜKLERİN YAPI TAŞLARIDIR.

    Bir başka medeniyet ve Dilde görüşme dileğimizle hoşça kalın.

                                                                                                                 Ahmet TÜRKOĞLU

                                                                                                                    08.temmuz.2025

 

Comments powered by CComment