kuran da Semûd Kavmi ve düşünceler
Giriş
Kuran da adı geçen Semûd kavmi; Kendilerine Hz Salih (as) elçi olarak gönderilmiş olup kibir ve isyanları sebebiyle “sayha” olarak nitelenen yüksek şiddetli bir sesle helâk edilen, kavimdir.. Geleneksel İslâmî literatürde bu kavmin ismi, Arapça “ثمد – thamada” köküne bağlanmış; kelime “az su, suyu çekilmiş kuyu” gibi anlamlarla açıklanmıştır. Bu açıklama, halkın yaşadığı bölgenin kurak ve susuz bir alan olduğu bilgisine dayanır. Ancak bu tür bir etimoloji, sadece çevresel özelliklere dayandığı için kavmin toplumsal yapısını açıklamakta yetersizdir. Oysa hem Kurandaki anlatım hem de kavmin maddi mirasına dair arkeolojik izler, Semûd halkının ileri düzeyde taş işçiliği yapan, organize ve kurumsal bir toplum olduğunu göstermektedir. Yaşadıkları bölge ise O dönemde verimli topraklara sahiptir. Suyu bol bir alandır. Kuranda bu yörenin bağ ve bahçelerinden bahsedilir. Tarihin belirsiz derinliklerinde bir başka dilden Arapçaya geçmiş ve Arapçalaşmış bu kelimeyi olabildiğince yerli yerinde, özüne uygun anlamlandırmak kuran ayetlerini ilahi rızaya uygun olarak anlamamızı sağlayacaktır inancındayım.
Bu çalışmada, kavmin isminin İslam'dan önceki dönemde var olduğu tespitinden hareketle; diğer komşu toplumların dilleri ve özellikle SEMUD ve THAMADA kelimelerinin bire bir eş anlamlı olarak ve yapısal bakımdan da Adiğabze diliyle aynen örtüşmeleri, bu kelimelerin bugün hala kullanılıyor ve yaşıyor olmaları nedeniyle; Geleneksel Arapça KÖK analizlerinden ziyade, İlksel Arapça kök analizleri ile bir anlamlandırma çalışması yapılacaktır.
Adığabze dilinde hâlâ en canlı şekliyle yaşayan ve kullanılan “Thamade” kelimesi, “sözü geçen, önder, toplum lideri” anlamına gelir ve modern kullanımda “başkan” anlamında işlev görür. Bu tespit, Semûd adının aslında o halkın sosyo-politik yapısına ve liderlik biçimine işaret eden bir anlam taşıdığı ihtimalini gündeme getirir. Dahası; Kur’ân’da, kavmin yok oluşu “sayha” yani sağır edici bir sesle ilişkilendirilirken, Adığabze’deki “Sımıvdög” deyiminin “kulağımı sağır etme” anlamında kullanılıyor olması, sesin yıkıcı etkisiyle kavim isminin daha sonra anlam dönüşümüne uğramış ve birleşmiş olabileceğini düşündürmektedir.
Semûd ve Thamede: İsimdeki Anlam Dönüşümü
Adığabze'deki "Thamede" kelimesi, kavramsal olarak bir topluluk içinde en yüksek sözü söyleyen, karar verici olan kişi anlamında kullanılır. Bu kelimenin halk tarafından bugün bile "başkan", "kanaat önderi", "en yetkili kişi" anlamında kullanılıyor olması, onun dil içindeki güçlü sosyal konumunu açıklar. Eğer “Semûd” ismi bu anlamın tarihsel bir yansımasıysa, bu kavmin ismi “kurak bir yerin halkı” değil, “liderliği ve düzeni olan bir kavim” olarak yorumlanmalıdır. Kur’ân’da onların "dağları oyarak evler yaptığı", "güçlü yapılar kurduğu", "kendi içlerinden bir peygambere karşı çıktıkları" anlatılmaktadır, Kuran'ın bu ifadeleri dikkate alındığında bizim yorumumuzun tutarlı olduğu görülür.
Thamada kelimesinin Semud olarak okunması ve telaffuzu benim tarafımdan yapılmış ve tesbit edilmiş değildir .Kadim Arap dilbilimciler ve İslam alimlerinin tespitidir. Bu mevcut bilgi üzerine yaptığım değerlendirme sonucu kanaatım şudur ki; Bu durumda Thamede > Thamoud > Semûd biçiminde bir ses dönüşüm zinciriyle karşı karşıyayız. Bu dönüşüm sadece fonetik değil, aynı zamanda anlamsal bir kaymayı da içinde barındırır: başlangıçta “yüce söz sahibi halk” anlamına gelen bir ad, zamanla “sağır edici sesle yok edilen halk” anlamına evrilmiştir. Bu evrilme, sadece felaket sonrası halkın akıbetine verilen mecazî bir adlandırma olabilir.
Helakla gelen Ses: SAYHA. “Sımıvdög” ve Sayha İlişkisi
Kuran’a göre Semûd kavmi “sayha” yani kulakları sağır eden bir ses ile helâk edilmiştir. Bu sesin etkisi yalnızca fiziksel değil, ruhsal ve toplumsal bir yıkım da taşır. İlginç olan, Adığabze’de hâlâ kullanılan “Sımıvdög” (kulağımı sağır etme) ifadesidir. Bu ifade, yüksek sesin birey üzerindeki rahatsız edici ve yıkıcı etkisini doğrudan anlatır. Fonetik olarak “Sımıvdög” ile “Semûd” arasında dikkat çekici bir benzerlik vardır. Bu benzerlik, Semûd halkının isminin aslında sesle helâk olma biçimiyle bağlantılı olarak sonradan şekillenmiş olabileceğini düşündürür. Semud kelimesinin," Sımıvdog " Kelimesiyle Fonetik benzerliği dışında anlam birliğinin bire bir örtüşmesi; Arapça ve adığe dillerinin kadim birlikteliğine ve bu iki dilin geçmiş bir zaman diliminde aynı dili kullandıkları tezine kuvvetli bir işarettir,
Bu durumda İslamdan önceki dönemde Semûd (Temud) ismi, iki aşamalı bir kavramsal süreçten geçmiş olabilir:
-
Yükseliş dönemi: “Thamede” anlamında, liderlik ve düzen kurmuş bir halk. Gelişmiş yapıda bir toplum.
-
Helak sonrası dönem: “Sayha” ile yok edilmiş halk olarak yeniden adlandırılma: “Semûd”.Sesle yok oluş süreci.
Sonuç: Tarihsel Hafızada İsmin Taşıdığı Anlamlar
Bu makale, Kur’ân’da adı geçen kavimlerden biri olan Semûd’un ismini sadece Arapça kök analizleriyle değil, Adığabze gibi kadim bir dilin yaşayan hafızasıyla birlikte yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Adığabze’deki “Thamede” kelimesi, bu kavmin sıradan, kurak bir bölgede yaşayan bir topluluk değil; hiyerarşik yapısı, yöneticileri, lider sınıfları olan bir toplum olduğunu ima eder. Kuran’daki anlatım da bu yorumu destekler mahiyette, Semûd kavmini gelişmiş taş işçiliği ve mimari kabiliyetiyle tanımlar.
Eğer Thamade kelimesi ile ilgili bu tespitim doğruysa; o zaman Semûd ismi, sadece coğrafi ya da çevresel değil, aynı zamanda kültürel, sosyal ve politik anlamlar taşıyan çok katmanlı bir kimliktir. Helaklarıyla birlikte isimlerinin de anlam kaybına uğramış olması, dilde ve tarihte unutulmuş kavimlerin yalnızca bedenlerinin değil, anlamlarının da yok olabileceğini gösterir. Bu yüzden, “Semûd” kavmi üzerine yapılan her değerlendirme, yalnızca geçmişi anlamak değil; isimlerin, dillerin ve anlamların insanlık tarihi üzerindeki dönüşümünü de kavramak için bir anahtardır.
Semud Kavmiyle ilgili Kuran ayetlerini, okuyucularımız bu anahtar kelime anlamlarını dikkate alarak okurlar ve kuranın mucize iklimine teslim olurlarsa; engin kavrayış, duyuş ve anlayış mutluluğuna ererler ümidiyle...
Ahmet TÜRKOĞLU
Kaynakça
[^1]: Lane, E. W. (1863). An Arabic-English Lexicon. Williams & Norgate.
[^2]: Şu’arâ Suresi, 26:149-153; A’râf Suresi, 7:73-77.
[^3]: Ahmet Türkoğlu, "Adığabze'de 'Thamede' ve Toplumsal Anlamları", Dil Araştırmaları Dergisi, 2025.
[^4]: Kur’an, Fussilet Suresi, 41:17; el-Hâkka Suresi, 69:5.
[^5]: İbn Kesir, Tefsir, 8. cilt; et-Tebrîzî, Tefsir.
Comments powered by CComment