KEVSER SURESİ MEALİ:
<<ŞÜPHESİZ BİZ SANA EN GÜZEL ÖĞÜT VE NASİHATLARIMIZI VERDİK.SENDE (şimdi) RABB'INI TESBİH ET, ZİKRET. ÖĞÜTLERİMİZİ HİÇ DURMADAN TEKRAR ET,YERİNE GETİR. AHLAKI (huyu, kişiliği, karakteri.) GÜZEL OLAN SENSİN. SENİN ŞANIN (ahlakın) YÜCEDİR. GELECEĞİ OLMAYAN, SONU PERİŞAN OLAN, TUTUK VE GÜDÜK KALACAK OLAN; SANA DÜŞMANLIK BESLEYENDİR.>> Ahmet TÜRKOĞLU meali KEVSER SURESİ : Kevser Suresi, Hz. Muhammed (sav)'e has, O'na ait, sadece Onunla ilgili bir sure olarak telakki edilmiş ve öyle anlaşılmıştır. Sureye anlam veren, tefsir eden âlimlerin ekseriyeti, Mekkeli müşriklerden Âs b. Vâil in arkadaşlarına; "Muhammed ebterdir. Bırakın şu soyu kesik adamı, zaten ölünce unutulup gidecek." demesini, bu surenin iniş sebebi olarak kabul etmişlerdir. Bu ve benzeri olaylar, surenin nüzul sebebi olarak kabul edildiğinden, ayetlere verilen mana da bu olayla kısıtlı kalmıştır. Sureye verilen anlam; adeta bir şahsa verilen cevap niteliğinde olmuştur. Surenin, kıyamete kadar etkili derin anlamları, dar bir çerçevede anlaşılır olmuştur.
Allahu Teâlâ, bu ayetlerle onlara cevap vermiş ve konu kapanmış gibi yorumlamak, Kevser Suresi'nin ruhuna uygun düşmez. Kevser Suresi, hayatın her alanını kapsayan, insanın duruşunu tespit eden, ideolojisini çizen, engin ifade ve anlamlarla yüklü ilahi kelamdır.
Bizim yaptığımız araştırma ve tespitlere göre, Kevser Suresi'nin anlamı; Hz. Peygamberimizin şahsında her mümine ayrı ayrı hitap eden ve tüm insanlığı aynı nasihat ve emirlerle yükümlü kılan ilahi mesajdır. Sadece peygambere hitap edip inananları hesaba katmayan bir sure değildir. Kevser Suresi'ni içine sindirerek okuyan ve inanan kimse, Allah Elçisi’nin getirdiği davanın saflarında yer aldığını gönlünün derinliklerinde hisseder ve teslim olur. Bir ömür boyu bu hissiyat ve duruşuyla hayatını yaşar. Bu kısa açıklamadan sonra surenin K. Kerim Meallerinde geçen anlam ve yorumlarını inceleyelim ve sonra tespit ettiğimiz Kevser Suresi'nin anlamını müminlerin idrakine sunalım. Mevlâmızın bize bildirdiği ve bizden istediği hususu en güzel ve doğru şekliyle kavrayabilmeyi dileriz.
Kevser Suresi Mealleri :
1- <<Şüphesiz sana Kevser'i verdik. O hâlde Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu sana buğz eden, soyu kesik olanın ta kendisidir.>>
Diyanet Meali (Yeni)
2- <<Şüphesiz sana Kevser'i (bol nimet) verdik. Rabbin için salât (ibadet) et ve kurban kes.>>
Mehmet Okuyan Meali
3- <<Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik. Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Doğrusu nesli kesik olan sana kin tutandır.>>
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Ne kadar çoğaltırsak çoğaltalım, bütün âlimler Meallerinde bu sureye hemen hemen aynı anlamları vermişlerdir. Şimdi biz, ulemayı bu anlamlara götüren Ayetlerdeki kelimelerin, klasik Arapça ile ne anlama geldiklerine bakalım.
Ayetlerdeki Kelimeler:
1- Kevser,كوثر = Mal, mülk, cennet, hikmet, nimet, evlat, cennette bir ırmak (daha birçok anlam verilmiştir). Bu kelime K. Kerim'de tek bir defa kullanılmıştır. O da bu surede dir; başka bir ayette geçmez.
2- Salli , صل = Namaz kılmak, ibadet etmek, yardım etmek.
3- Venhar,وانحر =Kurban kesmek.
Ayetlerde ki kelimelerin günümüze aktarılan anlamları bunlardır. İslam âlimleri, bu anlamları esas alarak ayetlere yukarıdaki manaları vermişlerdir. Surede geçen kelimelerin Arapça olarak nazil olan ayetlerin, orijinal ve birebir olduğu, kıyamete kadar asla değişmeyeceği kesindir. Anlamlarına gelince; surede geçen bu kelimelerin bugünkü Mealler de ve tefsirlerde geçen anlamlarının, Resulullah (sav) zamanında kullanılan anlamlar olmadığı kanaatindeyim.
K. Kerim’in nazil olduğu (bu surenin) zaman diliminde, Arapça olarak nazil olan bu kelimelerin o günkü Arapçada kullanılan karşılıkları, bugünkü bizim anladığımız anlamlar değildi. Bu kelimeler, bugünkü anlamlarında kullanılmıyordu; o günün Arapçası ile daha geniş ve başka anlamlar taşıyorlardı. Resul-i Ekrem (sav)’in okuyup sunduğu bu ayetleri sahabe, bizim anladığımız dan farklı anlıyordu. Çünkü o gün hâkim olan Arapça, daha sonra gelişen, farklılaşan, anlam kaymalarını doğal olarak içinde barındıran Arapça ile aynı değildi.
Diller zamanla gelişir ve değişime uğrar. O hâlde Kur'an'ı anlamak, asr-ı saadette sahabenin kullandığı Arapça ile mümkündür.
Yukarıdaki açıklamadan sonra, surede geçen kelimelere bir daha bakmamız faydalı olacaktır. Daha sonra Kevser Suresi'nde geçen kelimelerin Peygamberimiz (sav) döneminde hangi anlama geldiklerini inceleyecek ve Kevser Suresi'nin mealini yazmaya çalışacağız. Ancak daha önce kısaca değindiğimiz kelimelerin, günümüz meal ve tefsirlerinde geçen manalarına biraz daha geniş bir perspektiften bakmak, konunun anlaşılması açısından faydalı olacaktır.
1- KEVSER =كوثر :
K. Kerim'de tek bir yerde geçtiğini ve onun da bu surede olduğunu belirtmiştik. Kevser kelimesi; çeşitli sözlüklerde çokluk anlamında sıfat olarak kullanılmıştır. İsim olarak ise; hayır ve iyilik anlamına gelir. İbn-i Abbas (ra), "Kevser, Allah'ın Peygamberine verdiği nimetlerden birisidir." der (Buhari, Rikak: 53). Taberi ve Razi (ra), "Ümmetin çokluğu, şefaat hakkı, manevi lutuflar" olarak açıklarlar (Taberi: xxx209, F. Razi: xxxII:124). Hadislerde, cennetteki havuzun Kevser ismiyle anıldığı ifade edilir. Cennetteki havuz, Peygamberimiz (sav) tarafından Kevser olarak isimlendirilmiştir. İslam âlimleri, ayette geçen Kevser kelimesinin anlamını, bu hadiste geçtiği şekliyle havuz olarak anlamışlar ve diğer anlamları da kullanmışlardır. Ülemâ, Kevser'in birçok anlama geldiğini kabul etmişlerdir. Kevser kelimesi, ayet-i kerime nazil olduğunda sahabe tarafından bizim anladığımız anlamlarda bilinmiyordu. Onların bu kelimeye yükledikleri, diğer bir deyişle o gün konuşulan Arapça, başkaydı. Bu konu ileride ayrıca ele alınacağından, diğer kelimeye geçelim.
2- SALLİ = صل : Namaz kılmak. Salat kelimesinin kök anlamı; bir şeyi bırakmamak, sürekli arkasında durmak, yardım etmek anlamları taşır. Lisânü'l-Arab'ta böyle geçer. Ayette geçen emir, Allah'ın verdiği görevleri O'nun rızası için yapmaktır.
3- VENHAR = وانحر a) Bütün K. Kerim meallerinde "kurban kesmek" olarak geçer.
b) Sözlükte; "göğüs hizasına getirmek", "boğazlamak", "boğaz çukuru" anlamlarına gelir.
c) Venhar, göğüs anlamında kullanıldığı gibi, savaşta göğüs göse çarpışmaya da, daha fazla çaba gösterme anlamında "tenahur" denir.
ç) Ehlibeyt, bu kelimeyi namazda elleri göğsüne kadar kaldırma olarak anlamıştır; namazda ellerini göğüs hizasına kaldırırlar.
d) Nahrir, derin bilgi, bilge alim anlamına da gelir.
Venhar, "kurban kesmek" olarak anlam verilen bu kelime, Kevser kelimesinde olduğu gibi K. Kerim’de tek bir yerde geçer, o da bu suredir. Başka bir yerde geçmez. Bu sure Mekke de nazil olmuştur. Arapçanın İslami ıstılahlarının (kavramlarının) başlangıç suresidir. İslam dan önceki Arap dili ile İslami dönem Arapçasının ilk kesişme noktası, bu yıllardır. Diğer bir deyişle, İslam dan önce kullanılan Arapçanın değişik ve garip kelimelerinden olan Kevser ve Nahır kelimeleri, ilk bu surede görülür. Müslümanların sayıca az, ekonomik olarak zayıf olduğu, İslam'a girenlerin çoğunun fakir, köle, kimsesiz, muhtaçlar olduğu bir zamanda bu ayetler nazil olmuştur. Müslümanlar bu dönemde henüz kurban kesecek durumda değillerdi, birkaçı müstesna.
K. Kerim’de ahkâm (hüküm) içeren bir ayet geldiğinde, daha sonraki bir sürede bu ahkâmı (emri) açıklayan ayetler gelmiştir. K. Kerim’in ifade ettiği bir hüküm asla kapalı bırakılmamıştır; her hüküm mutlaka açıklanmış, tüm ayetler anlaşılır kılınmıştır. K. Kerim’de tek bir defa ve sadece burada geçen "VENHAR" kelimesiyle ilgili daha sonraki zamanlarda açıklayıcı bir ayet gelmemiştir. Çünkü Venhar kelimesi, "kurban kesmek" anlamı içermiyordu. Eğer kurban kesme emri olsaydı, mutlaka açıklanır, izah edilirdi. Kuran’da Hz. Peygamber’in kurban veya başka bir hayvan kestiğine dair bir ayet yoktur. Ama Venhar kelimesinin diğer anlamı olan, baskılara göğüs gerdiği, görevini yerine getirdiğine dair çok sayıda ayet vardır (Maide 49, İsra 73, Kale 1-16, Zümer 23). Bu sebeple Venhar kelimesi, "kurban kesmek" anlamında olamaz. Eğer kurban kesme emri taşısaydı, ayetin ilk nazil olduğu andan itibaren Peygamberimiz (sav) kurban keserdi. Oysa Resulullahın Mekke dönemi boyunca kurban kestiğine dair bir bilgi yoktur. Hatta Medine döneminin ikinci yılından itibaren kurban kesmeye başladığı ve vefatına kadar kurban kestiği sabittir. Eğer bu kelime kurban kes anlamı taşısaydı; dört mezhebin fıkıh alimleri kurban kesmek farzdır diye fetva verirlerdi. Ayrıca bu emrin Peygamber(sav)'e mahsus olduğuna ve ve mü'minlere hitap etmediğine dair bir karinede yoktur. Ayetteki emir,hem Hz Peygamber'e hem de müminlere hitap etmektedir Allahu Teâlâ bu surede kurban kesmeyi emretseydi, bunca yıl emri yerine getirmeden Allah Elçisi durmazdı. Venhar kelimesi; ümit var olmayı, maneviyatı yüksek tutmayı, zorluklara göğüs germeyi ihtiva eder. Bu konu ve kelimenin gerçek anlamı ileride açılacaktır. Burada, "O halde gücünü, desteğini Rabbine tahsis et ve inkarcılara göğüs ger." anlamının daha isabetli olacağı aşikardır.
İnne-Şanieke-Huvel-Ebter = ان شانيك هو الابتر :
<<Doğrusu sana buğz eden, soyu kesik olanın ta kendisidir.>> (Diyanet Meali)
<<Sana ebter diyen herifin kendisi zürriyetsiz ve şerefsizdir. Sana gelince (Habibim); senin şan ve şerefin, neslin kıyamete kadar baki kalacaktır.>> (Beyzavi Tefsiri)
<<Şüphesiz ki asıl (hayırdan yana) soyu kesik olan, sana kin duyandır.>> (Mehmet Okuyan Meali)
Âs b. Vâil’in veya onun gibilerinin Peygamberimize "soyu kesik" diye hakaret etmelerini ayetin iniş sebebi olarak kabul edenler, doğal olarak gelen ayetleri onların hakaretlerine cevap olarak kabul etmişlerdir. Bu anlayışla yapılan tefsir ve meallendirme de "Zürriyeti kesik olan Âs b. Vâil ve onun gibiler" şeklinde olmuştur.
Oysa ki; K. Kerim soy-sopla övünmeyi şiddetle reddetmiş ve yasaklamıştır. K. Kerim’e göre çocuksuz olmak bir eksiklik değildir, olsa olsa bir imtihandır. Tıpkı fakirlik gibi. Allah, çocuk vermediği kimseye çocuksuz diye hitap etmez. Çünkü verende, vermeyende Allah’tır. İslam, insanların doğru yola gelmesini hedef alır. Belli bir ismi ifşa edip hedef tahtasına koymaz, hedef tahtası yapmaz.
Üstelik Âs b. Vâil ebter de olmadı. Zürriyeti de kesilmedi. Oğlu Amr b. As, devlet adamı olarak Mısır fatihi oldu ve meşhur sahabelerden biriydi. Hz. Ali ile Muaviye arasında hakemlik yapmıştı. İkinci oğlu Hişam b. As, Habeşistan'a hicret eden sahabelerden biriydi. Huvel Ebter’in muhatabı kabul edilen Âs b. Vâil’in nesli devam ettiğine göre ayetteki "ebter" kelimesi bizim bildiğimiz anlamda olmamalıdır. Klasik tefsirlerde geçen "soy-sop" anlamında değil, soyut anlamda kullanılmış olması ayetin ruhuna uygun düşmektedir.
Nüzul (İniş) Sebebi: Allah’ın elçisine karşı çıkan, onu aşağılayan, iyilik nedir bilmeyen ve hayırdan kopanların durumunu ifade, tespit ve tenkit içindir. Yani İslam’a karşı çıkanlar kaybetmişlerdir. Esas kaybedenler onlardır. Onların düşüncelerinin sonu yoktur, yanlıştır, denmektedir.
Ebter:ابتر = İyiliğe, hayra karşı çıkan, hayırdan kopan manası taşır. Kesilip koparılmış, kopuş yaşamış demektir. Kaybedenler, İslam’a karşı çıkanlardır.
Ayetlerde Geçen, Kevser-Venhar-Ebter: Bu kelimeler Arapçada veciz (özlü) ve tesirli ifadelerdir. Dil ve anlam bakımından etkileyici özelliklere sahiptirler. Kelimelerin ilk ve gerçek anlamlarına ulaştığımızda; (sonraki zamanlarda çeşitli etken ve anlayışlarda kazandığı anlamlara değil) ve Resulullahın sahabeye sunduğu ilk orijinal mananın ne olduğunu tespit edebildiğimizde, ilahi vahyin insanlığa katmak istediği, insanı konumlandırdığı gerçek amaç ve ifadeye ulaşmış olacağız. Bunun için anahtar kelimelerin ilk orijinal anlamlarının ne olduğunu incelemeye başlayalım. Daha sonra surenin mealini verebiliriz.
Kelime Anlamları:
KEVSER: Öğüt, nasihat, yol gösterme. Birine öğüt vererek kişilik kazandırma, karakter inşa etme. Gelen ayetlerin toplamında insanın kazandığı anlayış ve hissettiği şey.
VENHAR: Uyarma, daha fazlasını isteme, daha iyi yapmayı isteme. Bir önceki eylem veya fiilin (bir önceki söylemin) daha fazlasını yapma isteği anlamı taşır. Durma, gevşeklik gösterme; daha fazlasını yap,(yapmak).Bu kelime namaz kılma emrinden sonra gelmiştir ve namaz emrini teyit edici, açıklayıcı bir ifadedir. Kurban kesme anlamında değildir.
ŞANİEKE: Kelimenin aslı "Şen" dir. Ahlak, karakter, kişilik, duruş, huy, mizaç demektir. Senin ahlakın, kişiliğin, davan yücedir.
EBTER: Durdurma, önünü kesme, tutma, güdük bırakma anlamları taşır. Burada gelişmeyecek, yok olup gidecek olan sana karşı olanlardır.
Kevser Suresi:
Yukarıda geçen kelimeler incelendiğinde, mevcut meallerdeki anlamlardan çok daha derin ve değişik manalar içeren bir sure olarak algılanacaktır. K. Kerim Arapça olarak nazil olmuştur. Allah kelamıdır. Hz. Adem'le başlayan ilk vahiy, son Peygamber Hz. Muhammed’e aynı şekilde gelmiştir. K. Kerim indiği zamandaki Arapçanın durumunu tespit etmek, her kelimenin anlamını o günün anlayışına göre ortaya koymak gerekir. Bu yapılırsa ayetlerin ruhuna uygun mana verilebilir. Daha iyi anlaşılır. Bu çalışmada yapmaya çalıştığımız da budur. Çalışma esnasında Arapçanın ilk orijinal yapısının yanında o dönemde Araplar arasında da kullanılan yabancı dilden kelimelerin anlamlarından da istifade ettik ve bunları ortaya koymaya çalıştık.
Sonuç:
Kevser Suresi Meali ( yeni.)
- Ayet: "Şüphesiz biz sana öğütlerimizi, en güzel nasihatları verdik." (Kur'an ayetlerini verdik.)
- Ayet: "Sende Rabını an, tesbih et (namaz kıl), Onu devamlı zikret ve bu öğütleri tekrar et ve DAHA da FAZLASINI YERİNE GETİR."
- Ayet: "Muhakkak ki senin karakterin, huyun, kişiliğin, duruşun ve gittiğin yol en yüce olandır. Senin şanın yücedir. Sonu kötü olan, silinip yok olacak olan sana karşı gelenlerdir. Sonu perişan olan sana karşı koyandır
- KEVSER SURESİ MEALİ (Yeni,)
<<ŞÜPHESiZ SANA EN GÜZEL ÖĞÜTLERİMİZİ VE NASİHATLARIMIZI VERDİK.SEN'DE RABB'INI ZİKRET, TESBİH ET, ÖĞÜTLERİMİZİ DURMADAN TEKRAR ET. AHLAKI (HUYU, KİŞİLİĞİ,KAREKTERİ) EN GÜZEL OLAN SENSİN. SENİN ŞANIN YÜCEDİR. GELECEĞİ OLMAYAN,SONU PERİŞAN OLAN, TUTUK VE GÜDÜK KALACAK OLAN, SANA DÜŞMANLIK BESLEYENLERDİR.>> Ahmet TÜRKOĞLU meali 15.Ocak.2025

Comments powered by CComment