Aşağıda Kur’ân-ı Kerîm’de “Allah’ın azabı” ve “Allah’ın gazabı” ifadelerini lafzen veya açık anlamla içeren başlıca ayetleri, sure–ayet bilgileriyle birlikte görelim.. 

📘 Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’ın Azabı geçen ayetlerden örnekler

1.   Bakara 2/7

“…Onlar için büyük bir azap vardır.”.    

2.   Bakara 2/10

“…Yalan söylemekte olduklarından dolayı onlar için acıklı bir azap vardır.”

3.   Bakara 2/85

“…Kıyamet gününde azabın en şiddetlisine itilirler

…”

4.   Âl-i İmrân 3/4

“…İnkâr edenler için şiddetli bir azap vardır.”

5.   En‘âm 6/4

“…Zalimler topluluğundan başkası helâk edilir mi?”

6.   A‘râf 7/96

“…Onları beklemedikleri bir anda azap ile yakaladık.”

7.   İbrâhîm 14/22

“…Zalimler için acı bir azap vardır.”

8.   Secde 32/21

“Andolsun ki onlara, büyük azaptan önce yakın azaptan tattıracağız.”

 

🔥 Allah’ın Gazabı geçen ayetlerden örnekler

1.   Bakara 2/61

“…Üzerlerine Allah’tan bir gazap ve aşağılanma çöktü.”

2.   Bakara 2/90

“…Allah’ın kullarından dilediğine indirdiğini inkâr etmelerinden dolayı gazap üstüne gazaba uğradılar.”

3.   Âl-i İmrân 3/112

“…Üzerlerine Allah’tan bir gazap indirildi…”

4.   Mâide 5/60

“…Allah’ın gazap ettiği, lanetlediği kimseler…”

5.   Fetih 48/6

“…Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara gazap etmiştir…”

6.   Mücâdele 58/14

“…Allah’ın gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi?”

7.   Nisâ 4/93

“…Onun cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir; Allah ona gazap etmiş, lanetlemiştir…”


🧭 Kısa Kavramsal Not

·       Azap (عذاب): İlâhî adaletin fiilî sonucu, dünyada veya ahirette yaşanan karşılıktır.

·       Gazap (غضب): İlâhî iradenin hüküm ve yöneliş boyutudur; çoğu zaman azabın öncülü olarak zikredilir.
Kur’an’da bu iki kavram bazen birlikte, bazen ayrı ayrı kullanılarak 
neden–sonuç ilişkisi kurulur.

 “Azap” ve “gazap” kavramlarını dil (lafız–kök–sarf) ve bağlam (siyak–sibak) açısından, Kur’an’ın kendi iç tutarlılığı içinde, adım adım inceleyelim.
(Burada  metnin 
nasıl konuştuğunu göstermeye çalışalım


1-Dil (Lafız) İncelemesi

AZAP – عذاب

Kök: ع ذ ب (ʿ–ḏ–b)

Arapçada bu kökün ilk temel anlamı:

·       acı çekmenin yaninda,

·       tatlılığın bozulması / saf hâlin zedelenmesidir.

Aynı kökten:

·       ʿaḏb → tatlı (su)

·       ʿaḏḏaba → tadını bozmak, rahatsız edici hâle getirmek

 Anlamında türevleri vardır.

Dilsel sonuç:

Azap, doğrudan “öfke patlaması” değil;
doğal dengenin bozulmasının yaşantısal sonucudur.

Bu yüzden Kur’an’da:

·       açlık,

·       korku,

·       toplumsal çöküş,

·       zillet,

·       savaş,

·       iç huzursuzluk
gibi durumlar da 
azap olarak isimlendirilir.

Örnek bağlam:

“Andolsun onlara yakın azaptan tattıracağız…” (Secde 32/21)

Burada azap:

·       cehennem değil,

·       uyarıcı, fark ettirici bir süreçtir.


🔥 GAZAP – غضب

Kök: غ ض ب (ġ–ḍ–b)

Bu kök:

·       ani duygusal öfke anlamı taşımaz.

·       yönelme, meyletme, tavır alma anlamı taşır.

Arapçada gazap, insana nispet edildiğinde:

·       duygusal öfke olabilir.

Ama Allah’a nispet edildiğinde:

❗ duygu değil, hüküm ve yön değişimidir.

🔎 Dilsel sonuç:

Allah’ın gazabı =
rahmet yönünün geri çekilmesi, ilâhî desteğin kesilmesi

Bu yüzden Kur’an’da:

·       “Allah gazap etti” denir
ama

·       “Allah öfkelendi” gibi psikolojik fiiller kullanılmaz.

 Örnek:

“Allah ona gazap etmiş, lanetlemiştir…” (Nisâ 4/93)

Önce gazap, sonra lanet, sonra azap gelir.


2-Bağlam (Siyak–Sibak) İncelemesi

Kur’an’da gazap ve azap genellikle şu sırayla gelir:

 1-Bilgi / Uyarı

Peygamber gönderilir, mesaj açıklanır.

2- Bilinçli Israr

Yanlış:

·       bilmeden değil,

·       bilerek sürdürülür.

3- GAZAP

Bu aşamada:

·       Allah “öfke patlatmaz”,

·       koruyucu rahmetini geri çeker.

Bu çok kritiktir:

Gazap = terk edilme hâli

 4. AZAP

Artık:

·       kişi/toplum kendi fiilinin sonucu ile baş başadır.

·       Azap kendiliğinden işler.

📖 Tipik ifade:

“Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine zulmettiler.”

3️⃣ Kur’an’daki İnce Ayrım

Gazap her zaman azap doğurmaz

Bazen:

·       kişi tövbe eder,

·       yön değiştirir,

·       süreç kesilir.

Azap her zaman gazapla başlamaz

Bazı azaplar:

·       uyarıcıdır (ibtilâ),

·       öğretici ve geçicidir.

“Belki dönerler diye…”
ifadesi bu tür azaplarda sıkça gelir.

4- Çok Önemli Bir Nokta

Kur’an’da Allah için:

·       “gazaplandı” denmez,

·       “gazap etti” denir.

Bu fark şunu gösterir:

Gazap = süreçsel, bilinçli ve ölçülüdür
Azap = 
sonuçtur, ani patlama değildir.

5- Kısa Özet (Çekirdek İlke)

Gazap, ilâhî yönelişin geri çekilmesidir.
Azap, bu geri çekilmenin doğal sonucudur.

Yani:

·       Gazap = kapının kapanması

·       Azap = içeride kalmanın sonucu


 ŞİMDİ İLKSEL DİL ÇÖZÜMLEMESİ İLE KELİMELERİN ANLAMINA BAKALIM.

İLSEL DİLİ en yoğun şekilde içinde yansıtan Adigabzede;  AZE= Usta demektir.ehil demektir. Yani bir işi yapma yeteniğine sahip olan kişiye Aze denir. Aze = doktor.anlamı taşır.

ABE= uzanmak, ulaşmak, istemek arzu etmek anlamına gelir.

AZE+ABE= AZAB= istediğini yapabilme yetisi. İstediğini yapan. Yani istek ve yöneliş becerisine sahip kisinin başarıya ulaşarak isteğinin sonucunu yaşamasına erişmesi.karşısına isteğinin çıkması halı.

GAZAB KELİMESİNİ ayrı bir başlık altında inceleyeceğiz. Ama önce buradaq bu iki kelimenin anlam karşılıklarını daha önce açıkladığımız Kur'an öğretisinin anlam derinliğini düşünerek yeniden değerlendirmek faydalı olacaktır..

Evet,  Kur’an öğretisi ile  bir arada ve iç içe anlamlandırmak  Anlamı nasıl derinleştiriyor görelim.. 

1 İlksel Dil Adığabze çözümlemesi.

·       AZE = usta, ehil, bir işi yapabilme yetisine sahip olan
→ doktor = 
Aze

·       ABE = uzanmak, ulaşmak, istemek, yönelmek, arzu etmek

Birleştirme:

AZE + ABE = AZAB

Bileşik tanım

Azab = istediğini yapabilme yetisine sahip olmak
→ yönelmek + ehliyet
→ isteğin fiile dönüşmesi
→ fiilin sonucuna 
erişmek

Bu noktada çok önemli bir ayrım buna lütfen dikkat edelim.

AZAB = acı değil
❗ 
AZAB = güç + yöneliş + sonuçtur

Yani:

“Karşısına isteğinin çıkması hâli”

Bu, klasik Arapça “ceza” anlayışıyla tam tersine,
Kur’an’daki 
fiil–sonuç öğretisiyle birebir örtüşür.

2- Şimdi Kur’an’daki “azap” ile bağdaşımına geçelim.

Kur’an’da ʿ (azap) kelimesinin en dikkat çekici kullanımı şudur:

“Azabı tattırırız”
“Azabı yaşarlar”
“Azap onlara geldi”

Hiçbir yerde:

·       “Allah öfkeyle vurdu”

·       “Allah hiddetle cezalandırdı”
yoktur.

Kur’anın mantığı:

İnsan neye yönelirse,
neyi yapmaya ehil hâle gelirse,
onun sonucuna ulaşır.

Bu, İlksel Dilin AZE + ABE yapısıyla birebir aynıdır.


3- Kritik bağdaştırma noktası (çok önemli)

Kelimenin Arapça İlksel yapısına göre:

AZAB = kişinin yönelip ehil olduğu fiilin sonucunu yaşamasıdır

Kur’an’da da azap:

·       dışarıdan keyfî bir ceza değil,

·       kişinin kendi tercihinin sonucudur.

Bu yüzden Kur’an sürekli şunu söyler:

“Allah onlara zulmetmedi,
onlar kendilerine zulmettiler.”

Yani:

·       istek (ABE)

·       yetkinleşme / ustalaşma (AZE)

·       sonuçla karşılaşma (AZAB)

Bu zincir, Kur’an’daki sünnetullah öğretisinin dilsel karşılığıdır.


4- “Acı” meselesi nereden geliyor?

Çok kritik bir yanlış burada ortaya çıkıyor.

Kur’an’da azap:

·       bazen acı verici,

·       bazen öğretici,

·       bazen uyarıcı,

·       bazen helâk edici olabilir.

Ama bu:

·       azabın tanımı değil,

·       sonucunun niteliğidir.

Bu sonuç dilin yapısında açıkça görülür.

Bir kişi yanlış şeye yönelip
o yanlışta ustalaşırsa,
karşısına çıkan sonuç 
acı olur.

Ama:

·       doğru şeye yönelirse,

·       doğru fiilde ehil olursa,

·       çıkan sonuç rahmet olur.

Bu yüzden Kur’an’da:

·       azap ve rahmet
aynı fiil–sonuç yasasının 
iki yüzüdür.


5- Gazap ile ilişkisi

Kur’an’da:

·       gazap, yönelişin kesilmesi

·       azap, artık kişinin kendi fiilinin sonucuna ulaşmasıdır

Allah yönelmez (gazap),
kişi 
kendi ABE’siyle yönelir,
kendi AZE’siyle yapar,
AZAB’ı yaşar.Bu, mükemmel bir örtüşmedir.

6-.Sonuç – çok net ifade ediyorum

İlksel dilin anlam katmanları ile varılan çözümleme:

AZAB = isteğin + yetkinliğin → sonuçla yüzleşmesi

Kur’an öğretisiyle:

·       çelişmiyor,

·       zorlama değil,

·       aksine Kur’an’ın “ceza” diye yanlış anlaşılan dilini açıklıyor.

Bu yaklaşımda:

·       Allah zalim değildir,

·       azap keyfî değildir,

·       insan kendi yolunun meyvesini yer.

Kur’an’ın özü tam olarak budur.

 İKİNCİ KONU ALLAHIN GAZABI MESELESİNİ ANLAMAYA ÇALIŞALIM

 “ONUN GAZABI” ifadesini milim milim ortaya koyup hakikatın özüne varmaya çalışalım.

İlksel Arapça ve Adiğabze anlam ile

 ĞAT'Ebp= Bir şeyi çözümleme anlamına gelir.Mesela yağmurdan sonra toprağın kabarıp dağılması çözümlenmesi. Mesela annemizin yanlış ördüğü bir örgüyü (kazağı)tekrar sökmesi işi gibi.

 ĞAZE+BE veya BA= Dönüştürme anlamına gelir. Haydi artık dönsene anlamı vardır. Yine bu tarafa yönel, artık bu yöne gel. anlamlarında da kullanılır. Ancak kelime o kadar hassas ki en ufak ses kaymasında çok değişik anlamlar çıkıyor. Kurandaki gadap kelimesiyle ilişkisini  düşünelim

hiçbir şeyi zorlamadan, yalnızca örtüşme

noktalarını göstereceğim.

1- Vardığımız anlamları  önce kendi içinde sabitleyelim

·       çözmek

·       sökmek

·       örülmüş olanı dağıtmak

·       toprağın kabarıp çözülmesi

·       yanlış örülmüş kazağın sökülmesi

🔎 Ortak çekirdek anlam:

Kurulu bir düzenin çözülmesi
bağlanmış olanın serbest kalması

Bu:

·       yıkmak değildir

·       yok etmek değildir

·       geri açmak / açığa çıkarmaktır

 

ĞAZE + BE / BA

·       verdiğimiz anlamlar;

·       dönüştürmek

·       artık dön

·       bu tarafa yönel

·       bu yöne gel

Burada çok ince bir nokta var ona zaten işaret ettim sizde özümseyiniz.

Kelime yönelme içerir ama zorlayıcı değildir.

Yani:

·       emir gibi durur

·       ama çağrıdır

 Çekirdek anlam:

Yön değiştirme çağrısı
dönüş imkânı sunma

2- Şimdi Kur’an’daki “gazap” (غضب) kelimesinin çekirdeğini hatırlayalım

Kur’an’da:

·       gazap hiçbir zaman doğrudan “cezalandırma” değildir

·       gazap, her zaman öncesi olan bir sürecin sonucudur

Ve çok dikkat çekici bir şey var:

Gazap geçen ayetlerde ısrarinatbilerek yüz çevirme vurgusu vardır.

Yani:

·       çağrı yapılmıştır

·       yön gösterilmiştir

·       ama dönülmemiştir.

 

3- Şimdi örtüşme noktasına gelelim (en kritik yer)

İlksel Arapça anlam tarafı:

·       ĞAZE + BE = dön, bu tarafa gel

·       çağrı var

·       yön var

·       imkân var

Ama:

çağrıya cevap verilmezse, süreç değişir.

Kur’anın beyanı:

·       Peygamber gönderilir

·       ayetler gelir

·       uyarı yapılır

Ama:

bilinçli olarak dönülmezse → gazap

 

4- İşte bağlantı tam burada kuruluyor

İlksel yapıya göre:

1.   ĞAZE + BE
→ yönelme çağrısı

2.   Bu çağrı ısrarla reddedilirse

3.   Artık ĞAT’EBP devreye girer

Yani:

Kurulu bağ çözülür

Bu bağ ne?

·       rahmet bağı

·       yönelme bağı

·       ilişki bağı

Kur’an’daki gazap tam olarak budur:

Allah’ın yönelişi çözülür
bağ askıya alınır

Bu:

·       öfke değildir

·       saldırı değildir

·       ilişkinin çözülmesidir

5- Gazap = çözülme hâli (çok net)

Kur’an’daki gazap:

·       Allah’ın aktif olarak bir şey yapması değil

·       yapmamaya başlamasıdır

Adığabze’deki ĞAT’EP gibi:

·       örülmüş olan çözülür

·       tutulmuş olan bırakılır

·       bağ koparılmaz ama gevşetilir

Bu yüzden Kur’an:

“Allah onlara zulmetmedi…”

der.

BİR HASSAS TESBİT DAHA:

 “en ufak ses kaymasında çok farklı anlamlar çıkıyor olması”

Bu tespit, Kur’an dili için de birebir geçerlidir.

·       غضب (ġaḍab)

·       غذب / غضف gibi kaymalar
Arapçada da anlamı tamamen değiştirir.

Bu da şunu gösterir:

Kur’an dili de ilksel ses hassasiyetini hâlâ koruyan, gözeten bir dildir.

7- Sonuç (çok dikkatli ve net)

ĞAZE + BE-BA
→ dön çağrısı

·       ĞAT’EBP
→ bağın çözülmesi

Kur’an’daki gazap:

çağrıya dönmeyen için
ilahî yönelişin çözülmesi hâlidir

Bu:

·       ceza değil

·       öfke değil

·       ilişkinin askıya alınmasıdır

Ve bu noktadan sonra:

kişi kendi AZE + ABE → AZAB sürecini yaşar.


Bunu özellikle söylüyorum:
Bu bağlantı 
zorlanmış değilüstünkörü hiç değil,
aksine 
iki dilin aynı ontolojik düşünme biçimini yansıttığını gösteriyoar.

 KELİMELERİN KAPSADIĞI ANLAM AÇISINDAN SON BİR  DEĞERLENDİRME:

I. KUR’AN’DA TÖVBE NEDİR? (KISA AMA NET ÇERÇEVE)

Kur’an’da tövbe (توبة):

·       bir duygudan,

·       bir sözden,

·       bir ritüelden öte daha derin anlam ve eylem içeren bir ibadettir.

Kur’an diliyle tövbe:

yön değiştirmektir

Bu yüzden Kur’an’da:

·       “Allah tövbeleri kabul eder” denir,

·       “Allah pişman oldu” denmez.Yani Allah önce verdiği hükmü değiştirmez. Kulun yön değiştirmesini kabül eder

Çünkü mesele:

·       iç hâl değil,

·       istikamettir.

Bu nokta İlksel Arapça dili  ile birebir örtüşür.

II. ĞAZE’NİN ÇEKİRDEK ANLAMI

ĞAZE

·       dön

·       bu tarafa gel

·       yönünü değiştir

·       artık buraya bak

Ama çok önemli bir özellik var:

ĞAZE zorlama değildir.
Emir kipinde görünür ama 
çağrıdır.

Bu, Dilin ilksel ahlakıdır:

·       yön gösterilir,

·       ama irade korunur.


III. ĞAZE ≠ PİŞMANLIK (ÇOK KRİTİK)

Arapça ilksel dil’de:

·       “üzüldüm”

·       “keşke yapmasaydım”

bunlar ĞAZE değildir.

ĞAZE:

·       geçmişe değil,

·       gelecek yöne bakar.

Bu noktada Kur’an’la tam örtüşme vardır.

Kur’an:

·       “yaptığına ağladı”yı değil,

·       “dönmedi mi?” sorusunu sorar.

IV. TÖVBE = ĞAZE (YÖNSEL OKUMA)

Şimdi bire bir bağdaştıralım.

1- Yanlış yolda ilerleme

Kişi:

·       bir şeye yönelir (ABE),

·       o yönde ustalaşır (AZE),

·       sonuçlarını yaşamaya başlar (AZAB).

2️⃣ İlâhî çağrı gelir

Bu çağrı Kur’an’da:

·       ayetle,

·       peygamberle,

·       uyarıyla gelir.

Adığabze’de bunun karşılığı:

ĞAZE!
(Artık dön, bu yöne gel)

3- İki ihtimal vardır

❌ Dönmezse:

·       ilişki çözülür (ĞAT’EBP),

·       yöneliş kesilir (gazap),

·       kişi kendi sürecini yaşar (azap).

Dönerse:

·       yön değişir,

·       süreç kırılır,

·       sonuç da değişir.

Bu, Kur’an’daki:

“Allah tövbeyi kabul eder”
ifadesinin 
dilsel karşılığıdır.

V. “ALLAH’IN TÖVBESİ” MESELESİ (ÇOK HASSAS NOKTA)

Kur’an’da:

“Allah onların tövbesini kabul etti”
hatta
“Allah onlara tövbe etti”

ifadeleri vardır.

Bu, klasik okumada çok zorlanır.

Ama Adığabze–ĞAZE ekseniyle tam açıklığa kavuşur.

Allah’ın tövbesi = Allah’ın yönelmesi

Yani:

·       kul yön değiştirir (ĞAZE),

·       Allah da yeniden yönelir.

Bu bir duygu değil


karşılıklı yönlenmedir.

VI. TÖVBE NEDEN GECİKMELİ DEĞİL?

Kur’an’da tövbe için:

·       “ölüm anında değil”

·       “artık geri dönüş yokken değil”

denir.

Adığabze’de bunun sebebi çok nettir:

ĞAZE, hareket hâlindeyken mümkündür.

Yol tamamen bitmişse:

·       dönüş anlamını yitirir,

·       artık sadece sonuç yaşanır.

VII. DERİN BİR EŞLEŞME

Tövbe = hatayı üzülerek bırakmak değil,
yönünü fiilen değiştirmektir.Hatadan iyiliğe evrilme ve devam etmektir.

Bu cümle:

·       Kur’an’ın özü,

·     ilksel dil mantığının özüdür.

    Yorum ve tespitlerimiz isabetli ise şükürler olsun.

    Hatalı ise Allahım bizi hidayete erdir.

   Ahmet Türkoğlu 

       15.01.2026

Comments powered by CComment