(الغاش   )

ĞÂŞİYE KELİMESİ 

ÜRPERTİLERİ

 

  Ğâşiye SURESİ.

  Bu sûrede; kıyamet gününün dehşetini ve insanları tamamen kaplayacak (örtüp bürüyecek) olayları             anlatmak için “el-Ğâşiye” kelimesi seçilmiştir.

·      SURE: 

      "Sana o, ĞAŞİYENİN haberi gelmedi mi?" Ayeti ile başlar. Ğâşiye” kelimesi Kur’an’da yalnızca bu Surenin birinci ayetinde geçer. 

       

          غ-ش-ي (ğ-ş-y) Arapçada “örtmek, kaplamak, bürümek, gölgelemek, baskın gelmek” gibi anlamlar verilen. Aynı kökten gelen fiil ve isim olarak da başka ayetlerde yer alır:

·     

         “yeğşâ” (örter) = mesela Leyl 92:1 de“Ve’l-leyli izâ yağşâ.”  (Örttüğü zaman geceye ant olsun.)

·       

         “ağşaynâ” (örttük)    = Yâsîn 36:9

 

·       “ğışâve” (örtü,perde)= Bakara 2:7Câsiye 45:23

           

    Özetle:

    Ğâşiye kelimesi özel olarak sadece ĞAŞİYE Suresi birinci Ayetinde geçer.
   
 Ama Aynı kökten gelen (yeğşâ, ağşaynâ, ğışâve gibi.) kelimeler, Kur’an’ın farklı surelerin de de yer alır. bu Ayetleri daha yakinen görelim.

    a-  "الغاشية (Ğâşiye)” kelimesi bu Sûrenin 1. ayeti. 

                                          
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَـٰشِيَةِ

     << Dehşeti her şeyi kaplayan kıyametin haberi sana gelmedi mi.>> Diyanet Meali.

  b-Bunun dışında aynı kökten gelen kelimelerin de var olduğunu belirtmiştik. Onları da Ayetler de geçtiği şekliyle görelim.                     

    Aynı kökten gelen diğer ayetler

    1-🔹 92:1
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ

    - "Karanlığı ile her şeyi bürüyüp örttüğü zaman geceye yemin olsun."   

    2-🔹 الشمس 91:4
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰهَا

    "(aynı bağlamda)"

    3-🔹 يس 36:9
وَجَعَلْنَا مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّۭا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّۭا فَأَغْشَيْنَـٰهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

    "Biz Onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler"

    4-🔹 البقرة 2:7
خَتَمَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَعَلَىٰ سَمْعِهِمْ ۖ وَعَلَىٰٓ أَبْصَـٰرِهِمْ غِشَـٰوَةٌۭ ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌۭ

    "Allah Onların kalplerine ve kulaklarına mühür vurmuştur. Gözleri üzerine de kalın bir perde gerilmiştir."

    5🔹 الجاثية 45:23
أَفَرَءَيْتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَـٰهَهُۥ هَوَىٰهُ وَأَضَلَّهُ ٱللَّهُ عَلَىٰ عِلْمٍۢ وَخَتَمَ عَلَىٰ سَمْعِهِۦ وَقَلْبِهِۦ وَجَعَلَ عَلَىٰ بَصَرِهِۦ غِشَـٰوَةًۭ ۖ
".   

    "Gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü.........."

    📌 Özetleyecek olursak:

·         الغاشية” kelimesi özel olarak sadece  ĞAŞİYE SÛRESİNDE geçer.

 

·          Ama aynı kökten gelen يغشى، أغشينا، غشاوة gibi kelimeler yukarıda gösterilen ayetlerde bulunur. Bu ayetlere, ĞAŞİYE kelimesinin GERÇEK anlamına yakın eş anlamlar verilmiştir. ayetlerin bağlamına göre birbirine yakın olarak verilen bu anlamların tümü GÖRMEME ile ilgilidir.

      GÖZLERİN GÖRMEMESİ; onların kapanması ile olur. Buda; ya irade ile gözlerini kapatma, veya UYKU veya ÖLÜM haliyle meydana gelir.

   ĞAŞİYE kelimesinin ilksel dildeki anlamı UYKU dur. Yazımızın ilerleyen bölümünde izah edeceğimiz üzere bu kelime Günümüzde hala yoğun olarak kullanılmaktadır.

     "AY YIALE YAĞAŞİYE" = "O, ÇOCUĞUNU UYUTUYOR." bu ifadeyi konuşan ve anlayan milyonlarca insan var dünyanın her yerinde.

      Ayetlerin çoğunda bu kelime görmemeyle ilgili gelmiştir. İLKSEL Dilden ARAPÇA olarak günümüze yansıyan ĞAŞİYE kelimesine GÖRMEME, ÖRTME anlamı verilmiştir. Dolaylı olarak kelimenin anlamına ulaşılmıştır. Ancak ayetlerin özünü daha iyi kavrayabilmek için ORJİNAL anlam olan UYKU ile tercüme edilseydi daha derin ve gerçek anlam katmanlarına ulaşmamız mümkün olurdu kanaatindeyim.

     Burada bazı kimseler için enteresan olan husus: AYET-İ KERİME DE GEÇEN ARAPÇA bir KELİME (ĞAŞİYE)nin, İLKSEL DİLDEKİ bir KELİME OLAN (ĞAŞİYE) ile hem anlam hem de fonetik olarak bire bir aynen örtüşmesidir.

     İlksel Dil ile ilgili kanaatlerimizi ve Arapça ile Haz Ademden itibaren insanlığın konuşup geldiği dilini, Arapçanın İlahi Kelam mucizesini, diğer yazılarımız'ın okunmasına bırakarak konumuza devam edelim.

     Evet, غ-ش-ي (ğ-ş-y) kökü, Arapçada “örtmek, kaplamak, bürümek” diye anlaşılan ve bu şekilde anlam kaymaları ile tercüme edilen kelimenin, İlksel Dildeki yapı ve anlamının orijinal haliyle günümüze taşınıp aktarılmış olması hem bir şans ve daha ötesi  İlahi bir bağış tır.

“ğaşiye = uyku” karşılığının hâlen canlı olması, İnsanlığın ilk ve ortak dilinin ARAPÇA için YAPI TAŞI mahiyetinde olduğunu göstermesi açısından kıymetlidir. 

     Bu kelimeye UYKU anlamı verilerek, Ayetlerin anlamı düşünülünce gerçekten dikkat çekici bir tablo çıkıyor ortaya:

·        Leyl 92:1 – وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ
“Gece bürüdüğünde” =  ama “gece uyku çöktüğünde”  diye anlamak da mümkün.

·       Yâsîn 36:9 – فَأَغْشَيْنَـٰهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ
“Onların üzerlerini örttük de görmez oldular” = “Onlara uyku verdik, Onları uyuttuk da görmez oldular” yorumu da çok uyumlu ve anlamlı.

·       Ğâşiye 88:1 – هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَـٰشِيَةِ
“O bürüyen/kaplayan (hadise)”  =  “O uyku gibi bir yaşam ile devam eden, Ölüm hali olayı” diye de düşünülebilir.

·       Bakara 2:7 – وَعَلَىٰٓ أَبْصَـٰرِهِمْ غِشَـٰوَةٌۭ
“Onların gözleri üzerinde bir perde vardır” → yani “onları uyku veya ölüm ile görmez kıldık” gibi.

 

   Buradan şu sonuç çıkıyor:

   ĞAŞİYE = UYKU, insanın en eski deneyimlerinden biridir. Gözün kapanması = görmezlik = Örtünmek = bürünmek =kıyametin tarifi yapılırken hepsinde bu kök kelime geçilmiştir.

·       Uyku = gözün örtülmesi, görmezlik hali

·       Ğaşiye = her şeyi kaplayan, uyku gibi bürüyen hâl

Bu yüzden Arapçadaki “örtmek, kaplamak” diye tercüme edilen anlam, aslında daha eski “uyku, görmezlik” kökünden türemiş daha derin bir anlam katmanı taşımaktadır.

    ĞAŞiYE SURESİNDE;

  

    Ahiret hayatı ve orada yaşanacak haller açıklanmaktadır: ahiret hayatı (ğaşiye) UYKU olarak algılanırsa; Bu çok daha derin bir bakış açısı sunuyor demektir. Ahiret hayatı uyku veya benzeri bir hal gibi ise (ki öyledir), insanın ölümüyle  bambaşka bir yaşamı yaşıyor olması gerekir.

   İnsanın Ölmüş ama sanki uyku hali gibi her şeyi, iyi veya kötü olarak yaşaması. Buna göre diğer ayetlere de uykunun mecaz anlamları daha uygun düşüyor.

 

   Kur’an’daki “Ğaşiye” kavramını “uyku” köküyle düşündüğümüzde, ölüm–ahiret ilişkisi bambaşka bir anlayışa evrilir. Ölüm uykunun bir başka versiyonunun yaşanması dır diyebiliriz.

·       Uyku = küçük ölüm
  Kur’an zaten uyku ile ölümü yan yana zikreder:
  “Allah ölüm vakitleri geldiğinde insanları vefat ettirir; ölmeyenleri de uykularında ölmüş gibi yapar ve yaşatır. Sonra ölümüne hükmettiğini tutar,   diğerini ise belli bir süreye kadar salıverir. Kuşkusuz bunda          iyice   düşünenler için dersler vardir.” (Zümer 39:42)
→ Ayette uyku, ölümün bir benzeri olarak bildirilmektedir..

·      

        Ahiret = uykunun sonsuz şekli:


   Bu bakış açısıyla “Ğâşiye” = “kaplayan büyük uyku” olabilir. Yani insanın dünyevi algısını bürüyen, onu başka bir boyuta taşıyan hâli.

·     

        Mecaz anlamları:


– 
Gece uykusu: Dünyadaki dönüşümlerin, huzurun ve bilinç kaybının sembolü.
– 
Gözlerin örtülmesi: Gerçeği görememek, gaflet.
– 
Uyku perdesi: Kalbin duymaz hale gelmesi, insanın gerçeğe körleşmesi.

   Bu açıdan baktığımızda, ahiret hayatı için şu tasvir çok güçlü olur:
👉 İnsan ölünce sanki 
uykuya dalıyor, ama bu uyku sıradan bir dinlenme değil; içinde cennet veya cehennem deneyimlerini yaşadığı bambaşka bir bilinç hâli.

    O zaman “Ğâşiye” sûresinin girişini şöyle algılayabiliriz:

·       “SANA O UYKU, (ÖLÜM) HALİNİN HABERİ GELDİ Mİ?

 

         Yani ahirette her şeyi bürüyen, insanın tüm algısını değiştiren büyük hâl.

    Bu, ahireti uyku benzeri bir bilinç devamlılığı şeklinde okumayı mümkün kılmaktadır.

    🌿 Şimdi Ğâşiye sûresi 1–16. ayetlerini “uyku” anlamı üzerinden yorumlayalım.


     88:1

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَـٰشِيَةِ
     Sana o “ğaşiye”nin (büyük uyku =ölüm) haberi geldi mi?
 

    👉 Burada “ğaşiye”yi, ölüm sonrası insanın içine düştüğü bütün algıyı kaplayan uyku hali olarak anlayabiliriz.

      UYKU ANLAMINI, surede geçen ayetlerde düşünerek devam ederseniz; Ölüm halinin şifrelerine erme: ölümü RABBİMİZİN bize sunduğu gibi anlama kavrayışına ulaşmış oluruz.

      ĞAŞİYE kelimesi geçtiği tüm ayetlerde Ölümün hakikatini resmediyor gibi duruyor. Kuranın anlatımında ölümün nasıl olduğu bu kelimeyle apaçık ortaya konmaktadır. Ölmüşsün amma bambaşka bir haldesin, uyku haline benzer. Belki tıpkısı.

🔎 Böylece:

·         Ğaşiye = büyük uyku → Ölüm sonrası bilinç hali.

·      

          Kimi için kabus gibi uyku (ateş, susuzluk, ıstırap).Cehennem hali

·     

          Kimi için tatlı uyku/rüya (bahçeler, pınarlar, huzur).Cennet hali

     

       << O gün kimi yüzleri zillet kaplamıştır. Bitkin ve yorgun.>> 2-3. Ayetler.

      << O gün kimi yüzlerde mutludur. yaptıklarından dolayı memnunudurlar.>> 8-9. Ayetler

        Burada anlatılan durum, insanların hesaba çekileceği ânı anlatan halleridir. İnsanın ölümü, yaşamaya devam ettiği hali. Henüz cennet ve cehenneme geçiş yok. ölüm hali devam ediyor ama iyi ve kötülerin durumları tamamen farklı, kimi mutlu kimi bitkin olarak kabir hayatı dediğimiz hayatı yaşamaktadır. AYETTE ĞAŞİYENİN HABERİ GELMEDİ Mİ ifadesindeki HABER işte burası olsa gerek. Allahu alem. Yüzlerin memnun veya bitkin oluşu; ölüm halinden yeniden diriliş haline geçerken yaşanmakta olan haldir. ( Haşr Suresiyle ilgili yazımızı lütfen okuyunuz.)

  📌 Bu açıdan ahiret, ölüm uykusunun içinde yaşanan başka bir bilinç boyutu gibi gözüküyor. Kur’an’ın ölümle ilgili anlatımlarına bakınca:

·          Zümer 39:42
     “Allah ölümleri anında canları alır; ölmeyenleri de uykularında. Sonra ölümüne hükmettiğini tutar, diğerini ise belli bir vakte kadar salar.”

      👉 Burada uyku = küçük ölüm olarak anlatılır.

·          En‘âm 6:60
     “Sizi geceleyin (uykuda) vefat ettiren O’dur...”
👉 Uykuda insanın bilincinin alınması, ölüme benzetilir.

      Böyle bakınca:

·          Uyku, bilincin başka bir boyuta geçmesidir.

·     

           Ölüm, uykuya çok benzer ama geri dönüşü olmayan şeklidir.

·     

           Ğâşiye ise bu halin en büyüğü: her şeyi bürüyen, kaplayan, insanı farklı bir varoluşa sokan “sonsuz uyku”.

 

 🔎 O zaman şu yoruma varabiliriz:


       Kur’an’daki “ölüm” tarifleri, “bütün duyuların örtülmesi, ama kişinin bir başka boyutta yaşamaya devam etmesi” şeklindedir. Bu tam olarak uykunun deneyimine benziyor. İnsan uyuduğunda çevresiyle ilişkisi kopar, ama kendi içinde bambaşka bir hayat (rüya âlemi) yaşamaya devam eder.

💡 Ölüm UYKUNUN Bambaşka bir halidir:


      Beden devre dışı kalır → dünya ile bağ kesilir → ama insan bilinçli bir şekilde başka bir âleme taşınır.

·         Ğâşiye = Ölümün mahiyetini anlatan kelimedir.

      

        ĞAŞlYE = Bir enteresan hayat örgüsü. İlksel dilin ilk duyuş ve söylemiyle, İlk Annenin yavrusunu kucağına alıp yüreğinden tabii olarak çıkardığı NİNNİ seslerini sessizce dinleyelim mi...?

         ŞI ŞIII ŞIYE, MEŞİYE = Bu ses akışı, yavrusunu uyutur ken Annenin çıkardığı NİNNİ sesidir.

         Anlamı: UYU, UYUYOR demektir.İnsan ilk doğduğunda Annesi tarafından nasıl uyutuluyor ise ; Ölüm de Allah'ın Sinesinde İnsanın bambaşka bir hal ile uyuması dır. Ortak söz ise "ĞAŞİYE"dir.

 

        "Allah'ın SİNESİNDEN daha güzel SİNESİ olan kimdir. Biz yalnız ona kul olur, yalnız Ona sığınırız." Bakara/ 138. Ayet.

 

            GERÇEĞİN ÖZÜ:

    

        A- UYKU  : Dünyada yaşanan gece hayatının yaşam hali. Gündüz yaşanan, bilinçli uyanıklık haliyle sorumluluk gerektiren hayattan bambaşka bir hayata geçişin adıdır UYKU.

        B- ĞAŞİYE: Ölüm ânıyla ölümden sonra geçilen ve yaşanan kabir hayatının yaşam halidir GAŞİYE.

        C- HAŞR.  : Ölümden sonra kıyamette uyanış, kendi öz benliğine, ilk haline dönüş, Yeniden kendi olduğu haline döndürülmesi, yeniden yaradılış. Cennet veya Cehennem hayatına geçiş anında yeni varoluş biçimi. Nihayet bu yeni ve ebedi hayatın genç öznesi, delikanlı yiğidi.oste bu olgu döngüsünün adıdır HAŞR.

 

·     İnsan “ölmüştür” ölü haliyle görünür ama aslında uyku benzeri bir bilince geçmiş, bambaşka bir varlık hâli içinde yaşamaktadır.

        Kıyamete kadar sürecek bu yaşam sürecinde ve Diriliş sahnelerinde RABBİMİZ bizlere güzel ölümler ve diriliş ler nasip etsin.

                                                         Ahmet TÜRKOĞLU                                                                        01.10.2026

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                           . 

 

Formun Üstü

Comments powered by CComment