İnsan Suresi 1 inci Ayet                        meal

            Arapça Metin   
 هَلْ أَتَىٰ عَلَى الْإِنسَانِ حِينٌ مِّنَ  الدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْـًٔا مَّذْكُو

             Transkripsiyon:

  "Hal atâ ‘alâ-l-insâni hînun mina-d-dahri lem yekun shay’an mazkûrâ."

            Türkçe Meali
  Diyanet Vakfı:
 “İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?”

   Elmalılı Hamdi Yazır :        “Gerçekten insanın üzerinden öyle bir zaman geçti ki, o anılan bir şey değildi.”

   Hasan Basri Çantay:
  “İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı bir zaman parçası gelip geçmedi mi?”

    Bu ayet, insanın varlık sahnesine çıkmadan önceki haline, yaratılış öncesine işaret etmektedir. Meallerde “Dehr” kelimesine “uzun zaman, çağ” anlamları yüklenmiştir. Ayetin kelime kelime tahlilini yapmaya çalışırsak: “Hal atâ”, “alâ-l-insân”, “hîn”, “mina-d-dehr”, “lem yekun”, “shay’an mazkûrâ” ifadelerinin daha değişik ve derin anlamları olduğuna ulaşacağız. Arapça kök anlamları bizi insanın yaratılışında yepyeni bilgilere taşıyacaktır.

   "İnsanın üzerinde DEHİRDEN BİR ZAMAN geçti. kendisi anılmaya değer bir şey değilken."
   Ayetin birebir kelime anlamı bu olmalı. Diyanet mealinde uzun bir zaman diyor. uzun anlamını nerden çıkarttılar diye bir soru akla gelirse; dehr ve hin kelimelerine yüklenen anlam lardan cevabı ile karşılaşırız. Oysa bu kelimelerin anlamlarının çok daha kapsamlı olduğu, yaradılış konusunda, meallerde ki anlamlar dan bambaşka ve değişik gerçeklikler taşıdığı; Hin ve Dehr kelimelerini incelediğimizde açıkça görülecektir. Ayetin gerçek anlamına ulaşmamız için; Burada esas açıklığa çıkartılması gereken durum, HİN ve DEHR kelimelerinin anlamlarıdır.
       (Hîn'un mina-d- dehri ) Dehr den bir zaman olarak ifade edilen HİN kelimesi öznedir. ancak özne olan HİN kelimesi özelliğini, işlev ve tanımını DEHR kelimesinden almaktadır.  bu iki kelime; isim (Zarf) tamlamasıdır. Bu isim tamlaması ise; "Dehr den ortaya çıkmış bir zaman" cümlesi olarak özne durumundadır. Biraz daha açar ve anlamları ile değerlendirirsek;
   1- Ayetin İlgili Bölümü iki kelimedir.
           حِينٌ مِّنَ الدَّهْرِ
       ḥīn-un mina-d-dahr

       ḥīn (حِين): belirli bir zaman, süre, vakit.

       min (مِن): -den, -dan.

       ad-dahr (الدَّهْر): uzun zaman, çağ, devir, bütün zaman. (Klasik Arapça anlamı budur. itirazımız tamda bunadır.

  2-“Uzun zaman” Meselesi:

   Meallerde ‘uzun bir zaman geçti ’ şeklinde tercüme edilmesinin kaynağı: Dehr (الدَّهْر) kelimesinin Arapçada sadece “zaman” değil, uzun zaman, çağlar, kesintisiz ( EZELİ-EBEDİ ) akıp giden zaman anlamında kullanılmasıdır.

       Arap dilinde ḥīn zaten “zaman parçası” demektir; buna “dehr” eklenince, “çağlardan bir çağ, dehrden bir zaman” → yani uzun süreç içinde belli bir dönem anlamına gelir şeklinde tuhaf bir anlaşılma olmuştur.
Mealcilerin kullandığı bu  “uzun” ifadesi ise, yerinde bir ifade değildir ve DEHR kelimesinin anlamını karşılamaz.          İslam öğretisinde ezeli, (başlangıcı olmayan) bir zaman parçası yoktur. Zamanın ebedî kabul edilmesi islami düşünceyle bağdaşmaz. uzun zaman demek için dehr kelimesinin kullanılması anlam kaymasına sebep olmuştur. Dehr kelimesine gerçek anlamını yüklemeden Hin kelimesine bir anlam vermek de mümkün olamaz. 

✅  “DEHR' den bir zaman geçti” ifadesine gelince; bu bambaşka bir olayın ifadesidir. Lütfen dikkatle takip edelim. İç dünyanızı sımsıcak anlamlarla dolduracak bilgiler sizin olacaktır.

    Ḥīn (حِين)  ve  Dehr (دَهر) kelimeleri neler ifade eder?

   1. Ḥīn (حِين)
 📌 Köken: ḥ-y-n (ح ي ن)
📌 Temel anlam: belirli bir süre, belli bir vakit, zaman parçası.

      Klasik sözlüklerde;
      Lisânü’l-Arab: ḥīn “az veya çok olabilir, belirli bir süreyi ifade eder.”

      Râgıb el-İsfahânî (Müfredât): ḥīn, “miktarı az da olsa çok da olsa, belirli bir zaman dilimi” dir.

👉 Yani ḥīn, sürenin büyüklüğünü belirtmez; kısa bir an da olabilir, uzun bir dönem de. Örneğin:

       ḥīnan min ad-duhr → dehrden bir süre.

       ḥīnan ba‘d ḥīn → zaman zaman, ara ara.

       Kur’an’da geçtiği yerler.
       Yûnus 98: 
 → “Onları bir süreye kadar yaşattık.”

       Sad 88: 
 → “Onun haberini bir zaman sonra mutlaka bileceksiniz.”

 📌 Burada da aynı şey: ḥīn tek başına “belirli zaman.”

2. Dehr (دَهر)

  📌 Köken: d-h-r (د ه ر)
  📌 Temel anlam: uzun zaman, çağ, devir, kesintisiz geçen zaman. başı sonu olmayan zaman.

    Klasik sözlüklerde
    Lisânü’l-Arab: ad-duhr “uzun süre, çağ, ezelî gibi görülen zaman.”

    Râgıb el-İsfahânî: ad-duhr, “insan ömrünü de, bütün yaratılış sürecini de kapsayan geniş zaman.”

    Cevherî (Sıhâh): “Dehr, kesintisiz geçen zamandır. Asırdan daha geniştir.”

    Kur’an’da Kullanımı
   

      Câsiye 24: 
→ “Dünya hayatımızdan başka bir şey yoktur, yaşarız ve ölürüz; bizi ancak zaman (dehr) yok eder, dediler.”

 📌 Burada “dehr” küfür ehli tarafından yaratıcı bir güç gibi yanlış algılanmış.

       İnsan 1:

      "ḥīn-un mina-d-dahr → “dehr den bir süre.”

   3. İkisini Birlikte Okuyunca

      ḥīn = belirsiz bir süre.

     dehr = uzun, çağ gibi bir zaman.

      Birleşince oluşan anlam: “Dehrden bir zaman parçası” → “Çağlardan bir çağ”, “uzun süreç içinden bir dönem.”

👉 Açıklanan bu anlayışları kabul eden mealciler “uzun bir zaman” diyerek, iki kelimenin anlamını tek bir anlama indirmişlerdir. Bu anlamlandırma bizce isabetli olmamıştır. Çünkü HİN ve DEHR kelimeleri ayrı ayrı anlamları olan farklı kelimelerdir. “İnsanın üzerinde, dehr den bir zaman geçti.” anlamı bizce daha isabetli olup Dehr'in anlamını ızah etiğimizde fark daha iyi anlaşılacaktır.

     İki kelime arasındaki farkı ortaya koyması açısından; ḥīn (حِين) ve dehr (دهر) kelimelerinin geçtiği Hadis çok önemlidir.  
     

      HADİS: 

     “Lā tasubbū d-dahr, fa-innallāha huwa d-dahr.”

→ “Dehre sövmeyin, çünkü dehr (zamanı akıtan) Allah’tır.”

👉 "dehr'e küfretmeyiniz çünkü dehr Allah'tır.

     Bu ifadenin açılımı çok daha derin anlamlı olmalı diye düşünmek gerekir. 
1. Hadisteki “dehre sövmeyin, çünkü dehr Allah’tır”
    Eğer dehr sadece “zaman” olsaydı, Peygamber’in böyle bir uyarısı tuhaf olurdu.

    Buradaki anlam: insanlar başlarına gelen olayları, felaketleri, talihi “zamanın cilvesi” diye görüp dehr'e sövüyorlardı. Allaha inanmayanlar dehr'i İlah yerine koyuyorlardı. Bir nevi tabiatcı materyalist düşünce.

    Hadis bunu düzeltiyor: “O sandığınız dehr yok, aslında sizi yönlendiren, dönüştüren işlerin akışını belirleyen Allah var diyor.”

    DEHR = sadece “takvim zamanı” değil; varlığı sürükleyen, olayları değiştiren, kaderi yöneten ilahi güçtür. Bu sıradan "zaman" dan öte bir anlam taşır. Dehr İlahi kudretle gerçekleşen bir oluşum bir değişim surecinin adıdır. 

   “DEHR” sadece kronolojik “çağ” değil. Çünkü ayet, insanın yaratılış öncesini, “anılmaya değer olmayan hâlini” anlatıyor.
 👉 Yani DEHR = yaratılış sürecini, varlık sahnesine çıkışa kadar geçen etken süreci temsil ediyor.

      5. Sonuç
      A- Ḥīn: belirli bir süre, an, dönem.

👉 B- DEHR: Burada ilksel dil ve Arapça dili ile  dehrin etimolojik analiz ve anlamını verelim .
          DEHR kelimesinin İlksel dildeki ( ARAPÇA) anlam katmanları şöyledir.
      a- DEX = içinden çıkart, al. Bir şeyin özünden, içinden bir parçayı çekip almak
      b- DEX =Yoldan sapma, tali yola girme, Düz çizgiden ayrılıp farklı bir yöne yönelme.
      c- DEHAX = meyletme, sevme, sevgiye dönüşme, yönelmek
      d- DEXI     = içinden çıkarıyor, yoldan sapıyor.                                                                                                            e- DEHR   = değişime uğrama, dönüşüm geçirme, başka bir hâle girmek anlamlarına gelmektedir.
          Bu anlamlar doğrudan Kur’an’daki “dehr”in kullanımına oturuyor:

         İnsan 1. Ayet
        “İnsanın üzerinden dehrden bir zaman geçti…”
  👉 Burada dehr, sadece “zaman” değil; insanın içinden çıkarıldığı, değişime uğratıldığı süreç.
Yani: “İnsanın henüz anılmaya değer bir şey olmadığı dönemde, dehr (onu özünden çıkarıp dönüştüren süreç) işliyordu.”

Câsiye 24:
“Bizi ancak dehr yok eder.”
👉 Halk, dehri yok edici kudret gibi algılıyor. Aslında burada kasıt: dehr = dönüşüm, değişime uğratan süreç. Onlar bu dönüşümü “ölüm sebebi” zannediyor.

Hadis (“dehre sövmeyin, çünkü dehr Allah’tır”):
👉 Burada dehr = her şeyi içinden çıkaran, yönlendiren, değişime uğratan kudret. Yani Allah’ın kudretinin işleyişi.

                  Sonuç
🔹 Arapçada “dehr = zaman, çağ” diye kısıtlanan bir kavrama dönüştürülmüş, 

     İlksel dil kökleriyle bakıldığında aslında:👉  dehr, “pasif zaman” değil, aktif, yönlendirici, dönüştürücü süreç anlamına kavuşuyor.

   🌿 şimdi İnsan Suresi 1. ayeti,  İlksel Dil (Arapça ) kök anlamlarıyla birlikte, adım adım yeniden okuyalım.

                                                          İnsan Suresi 1. Ayet 
                                                هَلْ أَتَى عَلَى الْإِنسَانِ حِينٌ مِّنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْـًٔا مَّذْكُورًا
                       

Hal atâ ‘alâ-l-insâni hînun mina-d-dahri lam yakun shay’an mazkûrâ

                                                       Kelime çözümlemesi:

  1- (klasik Arapça + İlksel dil kökleriyle)
                                                  Hal atâ = geldi mi, geçti mi

 ‘alâ-l-insân = insanın üzerinden 

  HİN'NUN= belirli bir zaman parçası, bir dönem.

                                                   MİN'ed-dehr = dehrden / dehrin işleyişinden.

   2- İlksel okuma (Arapça kökleriyle) :
   “İnsanın üzerinden, onu içinden çıkaran, yönlendiren, meylettiren ve değişime uğratan dehrin bir zamanı geçti; o vakit, kendisi henüz anılmaya değer bir şey değildi.”

            Derin anlam:
            Ayet, insanın yokluktan varlığa çıkışını sadece “kronolojik zaman” ile açıklamıyor. Buradaki dehr, " özden çıkaran, değiştirip dönüştüren ilahî süreç. ”Yani insan, Allah’ın kudretiyle işleyen dehr sürecinin içinde bir değişim süreci yaşayarak varlık sahnesine çıkıyor. “Anılmaya değer değilken” → insan önce potansiyel hâlde, özolarak yaratıldı; sonra Allah onu değişime uğrattı, dehr süreci ile onu ortaya çıkardı, dönüştürdü, sevilir/önemli bir varlık hâline getirdi.

          "insanın üzerinden bir dönüşüm anı geçti."  Veya" insan anılmaya değer bir varlık değilken üzerinden bir değişim geçti yaşadı" 
 
Evet ✅ Klasik tercüme:
“İnsanın üzerinden, dehrden bir zaman geçti; o anılmaya değer bir şey değildi.”

İlksel köklerle tercüme (Arapça anlamıyla):

“İnsanın üzerinden bir dönüşüm anı geçti; o henüz anılmaya değer bir varlık değildi.”

“İnsan, anılmaya değer bir şey değilken üzerinden bir değişim dönemi geçti.”

“İnsanın üzerinden, onu özünden çıkaran ve dönüştüren bir süreç geçti; o zaman anılan bir varlık değildi.”

“İnsanın üzerinden bir dönüşüm geçti; o vakit anılmaya değer bir şey değildi.”

🌿 kelimenin ilksel köküne inerek çok derin ve yepyeni bir anlam kapısı açılmış oldu. Belki de ayetin muradı  insanın yokluktan varlığa çıkışındaki o dönüşüm mucizesini bize hatırlatmaktır. İnşallah yanılmamışızdır. İlahi mesajın künhüne varmak, işte en mutlu yolculuk bu olsa gerek. 🌺

            Ahmet TÜRKOĞLU                        15.10.2025

 

Comments powered by CComment