TEĞABUN SÜRESİ                        

         ÇIĞLIKLARI

 

 TEĞABUN Suresi (التغابن) Kur’an’ın 64. suresidir ve 18 Ayetten oluşur. Medenî surelerdendir. İsmini Surenin 9. ayetinde geçen “yevmü’t-tegâbun”  ifadesinden almıştır. Ayetin metnini ve ayete verilen mealleri önce okuyalım anlamayalım ve daha sonra ayetin derin anlamlarına beraber ulaşmaya çalışalım. 

       9. Ayetin metni:

 

  يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ۖ ذَٰلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِ ۗ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللَّهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ۚ ذَٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

      Mealleri:

      << Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan ,ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.>>  Diyanet Meali (Yeni)

      << Toplanma gününde sizi toplayacağı gün, İşte o (teğabun) (karşılıklı aldanma) günüdür. Kim Allaha inanır ve iyi iş(ler) yaparsa (Allah) Onun kötülüklerini örtecektir. onu içinde (ebedi) kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecektir. İşte büyük kurtuluş budur.>>  Mehmet Okuyan Meali.

       Kuran meallerinin tümünde Teğabun kelimesine; karşılıklı aldanma anlamı verilmiştir. kayıp ve kazanç olarak algılanan teğabun kelimesi bu anlamıyla surenin ismi olmuştur. Biz bu kelimenin Arapçada başka anlamları var mı, Ayette daha derin ve farklı manalara geliyor mu? inceleyelim ve Allah'ın Çağrısına inancımızı, imanımızı teslimiyetimizi pekiştirelim. Dünya ve Ahirette bize vaat edilen İlahi nimetlerin umut ve heyecanı ile yaşayalım. 

      TEĞABUN KELİMESİ:

        1. Kelimenin kökü:

       “Teğâbun” kelimesi, Arapçada غ ب ن (ğ-b-n) kökünden gelir.  Ğabn sözlükte: aldanma, zarara uğrama, değerinden düşük bir şeye razı olma, eksik kalma anlamlarını taşır. TEĞABUN ise tefa‘ul babından mastar olup, karşılıklı aldanma, bir tarafın kâr ederken diğer tarafın zarar etmesi, kimin kârlı kimin zararlı olduğunun ortaya çıkması demektir.

        2. Kur’an’daki bağlamı; Ayet te şöyle geçer:

                                            يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ۖ ذَٰلِكَ يَوْمُ التَّغَابُن

                             “Yevme yecme‘ukum li-yevmi’l-cem‘i zâlike yevmu’t-tegâbun”

         Kuran meallerinde anlamı: “Toplanma günü için sizi bir araya getireceği gün, işte o gün aldanma günüdür.” şeklinde verilmiştir.

        Burada “aldanma günün" den kasıt, ahirette hakikatin tamamen açığa çıkacağı, dünyada kazançlı zannedilen şeylerin aslında hüsran olduğu, dünyada ziyan gibi görünen şeylerin de gerçekte kurtuluş olduğu gün demektir. kuran meallerinde geçen anlayış ve yorum böyledir. 

       3. Klasik müfessirlerin yorumu

       Taberî: Tegâbun, ahirette mümin ile kâfirin birbirine göre kâr/zarar hâlinin açığa çıkmasıdır.

       Râzî: Dünyada kâr ettiğini sananların ahirette büyük zarara uğraması, zararda zannedilen müminlerin ise gerçek kazanca ermesi sebebiyle bu günün adı “tegâbun” olmuştur.

      İbn Âşûr: Burada “karşılıklı aldanma” anlamı vardır; çünkü bir taraf aldandığını, diğer taraf kazançlı çıktığını görür. "Dünya ve ahiretin kar/zararının karşılaştırılması" ifadesi yine İbn Aşur'a aittir.

      4. MÜFESSİRELERİN VERDİĞİ ANLAMLARIN ÖZETİ:

      Ğabn: Aldanma, zarara uğrama. Tegâbun: Karşılıklı aldanma, kimin kazançlı kimin zararlı olduğunun ortaya çıkması.

      Yevmu’t-tegâbun: Ahirette gerçek kazanç ve kaybın belli olacağı gün.

      İslam Alimlerince yukarda yapılan tercüme ve yorumlar bizi kıyamet sahnesinde; İnsanların kar ve zarar ettikleri hususların ortaya çıkarılması anlayışına götürüyor. İnsanların kar veya zarar ettikleri anlamı verilen, Kur’an’daki “yevmu’t-tegâbun” ifadesi ilk bakışta sanki insanların birbirleriyle alışverişinde kâr/zarar hesabı gibi duruyor. Ağırlıklı anlam özeti ise İnsanların Ahirette kazanç ve kayıplarının tespit edilmesi anlayışıdır. Bu anlam ve yorumların gerçekliği elbette vardır. Ama Ayetteki birincil anlam ve vurgu bu anlatım olmasa gerek.

      Çünkü Kuran ifadesine göre Ahiret, Allah'la kul arasındaki sonuçların ortaya döküldüğü bir çetin sorgulanma günüdür. Yani mesele insanlar arası bir kar-zarar değil, kişinin hayat hikayesinin karşılığı olan bir kar zarar tespitinden öte, Yaşanmış bir dünya hayatının sorgulanması sonucu ceza veya mükafatın görülme ve verilme günüdür. Yoksa Ahiret “insanlar arası” kar-zarar günü değildir. Ayetin anlam derinliğinde bize anlatılan gerçeğin daha iyi anlaşılması ve netleşmesi için devam edelim ve;

        ARAPÇA = İLKSEL DİL' ANLAMIYLA ayetin ruhuna, özüne misafir olalım.

       Bakalım neler hissedip hangi anlamlara ulaşacağız.

       TEĞABUN = AĞLAMA, hayıflanma demektir. Onun bizi ağlamaya, pişmanlığa iteceği gün anlamı vardır. 

       TEĞABUN;

       KELİMESİNİN KÖK ANALİZİ

       Ğ       =  sesi ağlamayı ifade eder.

       Ğı      =  ağla demektir Emir kipi.

       Teğağ ı=  O bizi ağlatıyor.

       BO-BUN=  çok, aşırı.

      TEĞABUN=  Bizi ağlatan, bağrıştıran , Hayıflanarak birbirine sokulan, birbirine dert yanarak yerlere kapanan, kaynaşan, topluluk halini ifade eder.

      Mahşeri bir an. Ama pişmanlıkla hayıflanarak, bağrışan inleyen topluluk. Anlamlarına gelir. Burada kar zarar yoktur. burada ağlaşan, hesabını vermeye çalışan pişmanlıkla feryat eden topluluk vardır. Burada kar-zarar meselesinden ziyade, kuranın anlatımıyla asıl mesele mahşer gününün o derin psikolojik halidir. Ayetin ruhu doğrudan bu durumu anlatıyor.

      1. Ses kökleri üzerinden yapılacak kelime analizi:

      Ğ sesi → ağlama, inilti.

      Ğı       → “ağla!” (emir).

      Teğağı → “O bizi ağlatıyor.”

      BU/BO → çok, aşırı.

      Bunların birleşiminden:

      Teğabun = “çok ağlama, pişmanlık, hayıflanarak bağrışma/soluma güçlüğü içinde yerlere kapanma. Anlamlarına ulaşırız.

      3. Ayetin ruhu:

     “yevmu’t-teğabun” ifadesiyle "İnsanların ağlayarak, pişmanlıkla, hayıflanarak amelleri ile yüzleştikleri gün" hissiyatını gönlümüze nakşeder. 

     "yevmu't -teğabun; kar zarar etme kaygısından ziyade çok daha derin: İnsanların ağlayarak, pişmanlıkla, hayıflanarak yüzleştiği gün” anlamıyla bizi daha bu dünyada iken ürpertir. Benliğimizi oluşturur. kendimizi ölmeden önce hesaba çekmemizi sağlar

       Burada kar–zarar anlam; mecazi ve çok uzak anlamlı bir yorum olarak geri planda kalır,.

       Asıl olan mahşerin duygusal, içsel sarsıntısıdır. Bu yaklaşım, surenin genel akışıyla da uyumludur. Sure boyunca, Allah’ın kudreti, insanın aldanışı, sonunda mahşer ile karşılaşması vurgulanır. Ayette “yevmu’t-teğabun” ifadesi, tam da hayıflanma ve pişmanlık hâlinin adı olur.

     👉 Bu durumda biz, “Teğabun Sûresi”ni  “FERYAD ETME VE PİŞMANLIK GÜNÜ SURESİ” olarak okuyabiliriz.

      FERYAT ETME  GÜNÜ SURESİ İKİ KATMANLI ANLAM:

     1. Klasik tefsirlerdeki  ARAPÇA anlam çözümlemesi

    “Tegâbun”, gabn kökünden türetilir. Gabn, aldanma ve zarara uğrama demektir. Buna göre:

     Ahiret günü, dünyada kârda zannedilen şeylerin aslında zarar olduğu,

    Dünyada zarar gibi görülen şeylerin de aslında kazanç olduğu anlaşılacaktır.

    Bu yüzden o günün adı “yevmu’t-tegâbun” yani “aldanma günü” dür.

    Bu bakış açısı daha çok ticaret dili üzerinden anlatım yapar. İnsanların Allah karşısındaki hâlini kar–zarar hesabıyla sembolize eder.

     2. ARAPÇA - İLKSEL DİL çözümlemesi

     Vahyi ilk nazil olduğu dönemde konuşulan Arapça dili ile çözümlemede “tegâbun” kelimesi:

     Ğ sesiyle =“ağlama, inleme”yi,

     “BUN/BO” sesiyle “çok, aşırı karmaşıklığı, yığılma ve bunaltı” yı ifade eder.

     TEĞABUN “çok ağlama, pişmanlık, hayıflanarak birbirine sokulma, boğuşma. bunalma” anlamlarını ifade eder.

       Bu yoruma göre:

      Mahşer günü insanlar topluca ağlayacak, pişmanlık duyacak, inleyecek.

      Çaresizlik içinde herkes birbirine sokulacak, kaderine razı olup boyun eğecek.

      O günün adı, **“pişmanlık ve hayıflanma günü”**dür.

       Ayetin özü: pişmanlık, ağlama ve hayıflanmadır. Mahşeri sorgulanmanın psikolojik halidir.

 KARŞILAŞTIRMALI                       BAKIŞ:

   Bu iki yaklaşım birbirini DIŞLAMAZ. İçiçe geçmiş anlam katmanları olarak karşımızda durur. önemle hissedilmesi gereken husus ise; daha gerçekçi ve derin anlayışları içeren, İlksel Arapça anlamıdır. Klasik tefsircilerin ayeti algılama ve yorumları ikincil bir işaret olarak durmaktadır.

      1- Klasik anlam, aklî bir muhasebeyi öne çıkarır. O kadar.

      2- İlksel anlam ise kalbî ve duygusal çöküşü vurguladığı gibi, hesaba çekilme öncesi yaşanacak telaşı, insan yığınlarının feryad ve figanini hatirlatmaktadir

      Böylece “yevmu’t-teğabun”, hem aldanışın ortaya çıktığı gün, hem de ağlayış ve pişmanlık günü olarak anlaşılır.

      YEVMU'T-TEĞABUN de Mevlâm yüzümüze tebessümler ihsan eylesin...

     Ahmet TÜRKOĞLU                  02.10.2025

                                                                                                                     

 

 

Comments powered by CComment