ZUHRUF SURESİ
32. AYET
HAYATIN ANLAMI
Müminlerin hayatlarını Allah'ın (C.C) emrettiği ve istediği şekilde tanzim etmeleri ve Tüm yaşamlarını ilahi emirler doğrultusunda gerçekleştirmeleri, ilahi sorumluluklarıdır. Her Müminin yaşam gayesi, bilinci böyledir. İslam’ın dışında hiçbir ilke ve davranış müminlerin kabul edebileceği bir durum değildir. Allah'ın emirlerine uymayan Hiç bir yaşam tarzı müminin hayat çizgilerini belirleyemez. Gönlü Allah'ın varlığı ve birliği, Hz Muhammed’in tebliği ile şekillenmiş, Tevhit kelimesinin sırrını kalbinin derinliklerinde yaşatan Mümin; Neden yaratıldığını, nasıl yaşayacağını, ölümden sonraki hayatını bilen ve buna göre kendine bir yaşam hedefi belirleyen kişidir. Onun kişiliği, davranışları, kabulleri, Ahlakı Allah tarafından sunulmuş en doğrusal en güzel değişmez ilkelerdir
Müminlerin yaşam ilkelerini belirleyen kaynak Hz Muhammed sav in tebliğ ettiği Allah'ın kitabıdır. Allah'ın insanlığa gönderdiği Kuranı anlamak, Ona uymak ise insanlığın en ulvi görevidir.
Kuran önce İnsanın yaradılış anlamını, niçin yaratıldığını ortaya koyar. İnsana niçin ve nasıl yaratıldığını bildirir ve sonra yaşamıyla ilgili tüm emirlerini bilinçlenmiş bireyin üstüne yığar..
İnsanlığın neden yaratıldığı ile ilgili en gerçekçi bilgiyi. İnsanı yaratan Allah'ın Kitabındaki açıklamayla öğrenmek mümkündür. O halde Kuranın ayetlerine yönelelim ve anlamaya çalışalım
İnsanı Bedensel ve Ruhsal her yönüyle nasıl yarattığını safha safha ayetlerle bize bildiren yüce Mevlâ’mız; İnsan oğlunun Dünya hayatındaki yaşam sürecinde varoluşsal duruşunu, konumunu ;Her bir ferdin sorumluluk ve farkındalık bilinciyle varlığını yaşamasını anlatan ayetlerden birini tüm benliğimizle anlayıp yaşayalım.
Bu arzu ve heyecanla Zuhruf Suresi 32. Ayetinin hikmet ve ufuk çizgisine yönelelim. Ayetin mucizevi anlam derinliği insan varlığının hayat serüvenindeki eylemlerini belirleyen izahlarla doludur. İnsanın Niçin yaratıldığının cevabı, ayetin özünde çok açık ve net bir şekliyle İnsan benliğine nakşedilmektedir. Ayetin hem klasik anlayıştaki anlamlarını, hem de Arapçanın derin anlam katmanları ile anlaşılabilen okumaları birlikte teslimiyet üzere benliğimizde hissederek yaşayalım..
بسم الله الرحمن الر حيم
ورفعنا بعضهم فوق بعضد فوق بعض درجلت ليتخذ بعضهم بعضا سخريا ورحمت ربك خير مما يجمعون
Önce Klasik anlamıyla başlayalım.
“Rabbinin rahmetini paylaştırmak onlara mı düşmüş. Dünya hayatında onların geçimliklerini biz paylaştırdık. Bir kısmı diğerini İSTİHDAM ETSİN diye kimini kiminden derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.” Diyanet Meali.
" Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyor. Dünya hayatında onları geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden hayırlıdır." Mehmet Okuyan Meali
"Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyor. Onların bu dünya hayatındaki geçim rızıklarını aralarında biz böldük. Bir kısmını da derecelerle diğerinin üstüne çıkardık ki, bir kısmı bir kısmını tutup çalıştırsın.(işinde kullansın ve kaynaşsınlar) Rabbinin rahmeti ise kafirlerin toplayıp durduklarından daha hayırlıdır." Ali Fikri Yavuz Meali
Meal örneklerini ne kadar çoğaltırsak çoğaltalım hep aynı meal anlamıyla karşılaşırız; Ayeti kerimeyi bu şekilde anlama; içimizde bazı sorguları doğurmaktadır. İçimizde yatışmamış duyguların bastırılması, zihin dünyamızın düşünme noktalarını engellemekte ve Mümini bilinçle inanmanın zevkinden mahrum bırakmaktadır. Ayette Allah Yegane paylaşım sahibinin kendisi olduğunu söylüyor. Paylaştırma size mi kalmış diyor. Bizde şüphesiz İman ettik ki tüm alemleri düzenleyen pay eden paylaştıran odur. İnsanlığın rızkını dağıtan ve paylaştıran Odur. Amenna. Ayet devam ediyor. "Bir kısmı diğerini istihdam etsin diye kimini kiminden derecelerle üstün kıldık."
"BİR KISMI DİĞERİNİ İSTİHDAM ETSİN DİYE " Ayete verilen bu anlam; Kuranın genel öğretisine ve hatta bu ayetin ilk hükümlerine verilen anlam bakımından uyuşuyor mu? Bu sorunun cevabına evet demek zor geliyor hatta aksi bir anlamı taşıdığı kanaatimiz var. İnsanın zihninde pek çok soru oluşturmakta, sorulara cevap bulamayan Mümin gönlü, gözlerini kapatıp zihin dünyasını düşünmeden inanmaya zorlamaktadır. Ayetin yapılan tefsirleri ve açıklamalar İslami anlayışların yorum ve felsefeleriyle izah edilse de tatminkar cevaplar alınamamakta durum kapalılığıyla akıp gitmektedir.
Allah bir birini istihdam etsin diye, çalıştırsın diye insanları farklı yarattıysa, Üstün olanların şanslı, diğerlerinin talihsizliği nasıl izah edilir. yapılacak akli savunmalar İlahi öğretinin cevabı değil sadece yorum olur. Ayetleri baştan isabetsiz yorumlayıp sonra onlara diğer ayetlerin doğruları ile savunmacı çıkarımlar yapılamaz. Yapılırsa sonuç insani söylemlerde kalır.
Yukarda mealini sunduğumuz ayetin anlam ve tefsirine, mevcut kaynaklardan kolayca ulaşabilirsiniz. Biraz araştırma yapmanızı Ayetin diğer alimler tarafından yapılan meallerinin neler olduğunu okumanızı temenni ederim. Kabul gören anlamlara ulaşmanız sizi ilahi mesajı kavrama hususunda daha iyi bir anlayışa ulaştıracaktır. Siz meal ve tefsir çalışması yaparken, bizde Arapçanın İlksel dil ile kesiştiği ve kaynaştığı yerlerde ortak köklerin aktarımlarının anlamlarıyla düşüncelerimizi sunalım.
İLAHİ MESAJIN ANLAM YOCULUĞUDA...
Kurandaki bazı kelimeler, özellikle mastar kökenli olanlar, Çok yönlü anlamlarla yüklü olmaları nedeniyle klasik Arapça ile yapılan yorumlarda sınırlı bir biçimde anlaşılmaktadır. Müteşabih ayetlerin derin anlamlarını tarihi olaylar, rivayetler, sembol literatize ve halk anlatısı ile yorum yapmak ve anlamak, sonra "Ayet böyle diyor " demek, bizi hakikate ulaştırabilir mi? Buna birde İsrailiyat rivayetlerini, sahihliği tartışmalı Apokaliptik halk anlatılarını, Ayet metninin önüne geçirip bunları ayetin "açıklaması" gibi sunmak, rivayetleri metnin önüne geçirmek asla doğru bir okuma olamaz. Kuran ayetlerinin ruhuna bizi ulaştırmaz.
Arapça da; özellikle mastar yapısıyla geçen ve çok katmanlı anlamlara sahip bazı kelimeler, İlksel Arapça Dillerin yalın anlamıyla karşılaştırıldığında hem fonotik hem de anlamsal olarak dikkat çeken örtüşmelere sahip olduğunu görürüz. Bu örtüşme yalnızca bir rastlantı veya yüzeysel benzerlikten ibaret değil, Aksine anlam derinliğine sahip bir benzeşme ve birliktelik arz eder. Buda anlam derinliğine ulaşmayı artırmakta, ayetin bağlamına daha nüfuz edici bir kavrayış imkanı sunmaktadır.
İlk insanlar için VAHY edilen KELMELER, belki de bugün hâlâ bazı dillerde canlılığını korumaktadır. Bu anlamda Kur'an'ın evrenselliği, sadece mesajında değil, DİLSEL KÖKLERİNDE de kendini göstermektedir.
Bu durum Kurandaki anlamların, sadece klasik Arapça sözlük anlamıyla değil, İLKSEL DİLLERİN sezgisel ve eylemsel anlam evreniyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. İlksel Dillerin kelimelerinin; En belirgin ve yoğun taşıyıcısı durumunda olan başta Arapçanın bizzat kendisi olmak üzere bazı dillerin özünde hâlâ günlük yaşamda kullanılıyor olması; Kuran’da geçen anlamlara yeni bir boyut kazandırmakta ve metnin ruhuna çok daha derinlikli bir pencere açmaktadır.
Bu araştırma, İlahi Ayetleri derinlemesine anlama hususun da; Bir anlayışın kapı aralayışıdır. Her bir Ayetin kelimesi Yeni bir Ayet gibi. Her ses kökü, Kadim bir yankı gibi . KURANIN DİLİ ile insanlığın İLK DİLİ arasında köprü kurmak, belki de VAHYİN İLK YANKILARINI BU GÜNÜN KULAKLARINA TAŞIMAK, gayretlerin en değerlisidir.
Bu çalışmada, Kuran’daki bazı mastar yapıdaki kelimelerin, ARAPÇA ve İLKSEL DİL den anlam yansımaları karşılaştırılarak, anlamda ne kadar örtüştükleri, nasıl bir sapma ya da genişleme olduğu örneklerle ortaya konacaktır.
İlk örneğimiz yukarıda metin ve anlamını verdiğimiz sizden de araştırmanızı istediğimiz, Zuhruf Suresi 32. Ayeti olacaktır. Önce Ayetin metnini görelim daha sonra ARAPÇA dilinin Hz Adem’den itibaren süzülüp gelen ILKSEL DİL ile ilişkisine değinelim ve anlam derinliklerinde gerçeğin ne denli huzur verici bir ilahi bağış olduğunu görelim.
ZUHRUF SURESİ 32.Ayette geçen SUHRİYYEN
سخريا kelimesi;
ورفعنا بعضهم فوق بعض درجات ليتخذ بعضهم بعضا سخريا ورحمت ربك خير مما يجمعون
“Rabbinin rahmetini paylaştırmak onlara mı düşmüş. Dünya hayatında onların geçimliklerini biz paylaştırdık. Bir kısmı diğerini İSTİHDAM ETSİN diye kimini kiminden derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.” Diyanet Meali.
SUHRİYYEN kelimesine burada; İSTİHDAM ETME, ÇALIŞTIRMA anlamı verilmiştir. Klasik Arapça anlamı böyle anlaşılmıştır. Oysa bu anlamlandırmanın İslam'ın yaradılış ayetleri konusunda, pek çok soru ve tereddüdü beraberinde getirdiğine değinmiştik. İnsanların bir kısmı diğerleri tarafından çalıştırılması için mi yaratıldı. Allah insanların bir kısmını diğerlerini istihdam etsinler diye mi Onlardan daha üstün derece sahibi yaptı. Asla böyle bir anlam yoktur. Bu tamamen ayetin ruhunu ve kelimenin anlamını eksik anlamlandırmadan, yanlış anlamadan ibarettir. Lütfen anlam denizine beraber gidelim ve dikkatle devam edelim.
SUHRİYYEN ;
ARAPÇA verilen anlamı; İstihdam etmek, Çalıştırmak.
İLKSEL DİL ANLAMI;
SIDHURE = Neler oluyor? Nasıl gelişiyor? O nasıl davranıyor?
SIDHUN = Ne olur. yalvarma rica etme
SIHUR= (SIKIPFEHUR) Kardeş edinme, kaynaşma, sevgi oluşması
SONUÇ ve YORUM;
Ayetteki bağlam; insanların birbirine hizmet etmesi için sınıflandırıldığına değil; Farklı derecelerde kılınması; İnsanların tutumlarının, gelişimlerinin ve sınavlarının gözlemlenmesine dair bir anlamı öne çıkarır. “SIDHURE” fiili, insanın hayat döngüsü içindeki DÖNÜŞÜMÜNÜ ve sorumluluk halinin ne olacağı, nasıl davranışlar sergileyeceğini sorgulayan bir bakış açısı sunar. Ayni zamanda insanlar arasında bir sevgi bağının, kardeşliğin ve hatta akrabalığın oluşması anlamını vurgular.
ARAPÇA'NIN İLKSEL DİL ile tarihin derinliğinde birleşip kesiştiği noktada ki kelime anlamlarını, daha sonraki gelişme dönemlerinde içinde taşıyarak gelişmesini sürdürdüğü muhakkaktır. ARAPÇA gelişerek devam eden süreçte engin bir dil oldu ve İLAHİ mevhibe ile olağan üstü, hatta Arapçanın da ötesinde İLAHİ KELAM MUCİZESİ olarak İnsanlığa sunuldu. Allah “Onu Arapça olarak indirdik “ buyurur. Arapça, insanlığın anlayacağı en gelişmiş ve eşsiz bir ifade gücüne sahip bir dildir.
Arapça ,bütün dillerin sesleri ve kelimelerin hamuru ile yoğrulmuş bir ilahi anlam hazinesidir. Kuran ayetlerinin anlam derinliğinde, Dört İlahi kitabın gerçek hitapları, sesleri ve kelimeleri yaşayıp devam ettiği tartışılmaz gerçektir. Aynı zaman da; İnsanlığın ortak dili olan ilksel dilin anlamları dışlanıp atılmamış, aksine, derinden gelen anlamlar üzerine yepyeni kelimeler giydirilmiştir.
Kuran ayetleri; Hz Adem den bu tarafa insanlığın konuştuğu dilin dönüşüp gelişmesi ve ARAPÇA olarak devam etmesidir. Aynı ilksel dillerin diğer dillerde muhafaza edilmiş şekliyle günümüze ulaşan kelimelerini tespit eder ve onlarla karşılaşırsak, bu kelimelerin Arapça da ki aynı kelimelerle örtüştüğüne hayret etmememiz gerekir. Hatta İlahi kelamın esas maksadını daha derin bir kavrayış ile anlayabilme mutluluğuna ulaşabildiğimiz için mutlu olmamız gerekir.
Hz Peygamberden sonraki dönemlerde, anlam değişimlerine uğramış bir Arapça ile yapılan ayet yorumlarının, dar anlamda yapıldığına, mecazi veya idari anlamlara indirgenmiş bir anlayışla yapıldığına sık rastlarız. Oysa İlksel dilin anlam katmanları, gündelik kullanımı dikkate alındığında ve Ayetlerin Arapça anlam bağlamları ile düşünüldüğünde çok daha varoluşsal, dinamik ve insani bir boyut kazandığını görürüz. İLKSEL Dillerde Kuran ayetlerinde geçen bazı kelimelerin karşılık bulması, Kuranın Dilsel yapısının çok daha geniş bir tarihsel ve kültürel arka plana sahip olduğunu gösterir. Bu yönde yapılacak kapsamlı çalışmaların KURANIN ANLAM DERİNLİĞİ bakımından da çığır açacağı inancındayım. En önemli husus VAHYİN NAZİL olduğu ilk dönem ARAPÇA'SINI ortaya koyma sorumluluğunu yerine getirmektir.
Yukarda sunduğumuz Ayetin anlamını, bu değerlendirmeler ışığında yeniden düşünelim. Ayetin gerçek anlamına erişme bahtiyarlığına erişelim. Ayetin metnini tekrar yazıp Gerçek anlamı olduğuna inandığımız anlamını birlikte düşünelim ve hayatımızı buna göre yaşayalım..
بسم الله الرحمن الرحيم
" ورفعنا بعضهم فوق بعض درجات ليتخذ بعضهم بعضا سخريا ورحمت ربك خير مما يجمعون "
<< RABBİNİN RAHMETİNİ ONLAR MI PAYLAŞTIRIYORLAR? DÜNYA HAYATINDA ONLARIN GEÇİMLİKLERİNİ ARALARINDA BİZ PAYLAŞTIRDIK. BİRBİRLARİNE KARŞI NE YAPIYORLAR ; NASIL DAVRANIYORLAR, SINAMAK İÇİN KİMİNİ DİĞERİNE DERECELERLE ÜSTÜN KILDIK. RABBİNİN RAHMETİ ONLARIN BİRİKTİRDİKLERİ ŞEYLERDEN HAYIRLIDIR.>>
Ahmet TÜRKOĞLU Meali
01.01.2026
Comments powered by CComment