NERİK'TEN DOYRAN'LI PHEUNiX AMCA 

                                                                           -3-

 

            Andrapa'dan Nerik’e varıp DAHANKA sohbetimizi yaptık. Neriğin bir huzurlu  mekanında, İsmi ((R)+ (AYINIR)) Onun Gözdesi, En kıymetli, EN büyük Olan, Tanrının güç verdiği kimse anlamlarına gelen; Prof. Dr. RAİNER Bey’e teslim ettik. Daha önce karar verdiğimiz gibi Doyran da bir köşeye sığınmış PHEUNİH Amcayı ziyaret için NERİK ten ayrılmaya karar verdiğimizde; Pheunih amcanın ismini duyan bir yaşlı Nine, sevgi yüklü gülücükleri ile karşımızda göründü. Yüzü gülüyor ama gözleri yarı ağlamaklı;

        -Yavrum PHEUNİH’in yanına gidiyorsanız benden ona bir selam götürün olur mu? THAPAT senin için THAŞIPKA'YA dua ediyor deyin. Dedi.

        Bu isimleri duyunca hayretler içinde kaldım. Yanımdakiler bir şey anlamadılar sadece baka kaldılar ama ben çarpılmıştım. Bu NİNE benim ana dilimi konuşuyordu. TEŞUP ve THAPAT  bizim Pheunih amcaya soracağımız soruların başında geliyordu.

   Ben Güzel yüzlü bu Nine ile çoktan sohbete başlamıştım bile. İşte  konuşmamız, sizlere  aktarıyorum. İlginizi çekerse lütfen dinlemeye devam edin...

 BEN;

-Anneciğim Sen biraz önce ;THAŞIPKA dedin bu ne demektir. Ben bu ismi  Hitit gök tanrısı Teşup (Teššup): fırtına tanrısı olarak dağlar üzerinde ayakta duran, elinde yıldırım demeti tutan, yanında boğa sembolü bulunan bir tanrı diye biliyorum.. dağlar ve bulutlar üzerinde duran ve Pagan dinine mensup Hititlerin, bin Tanrısından biri, tabiat tanrısı Olarak öğrenmişliği olan biriyim.      Benim bilimsel araştırmalardan öğrendiklerime göre;

        TEŞUP: Hititlerde Teşup (Teššup / Taru / Tarhun) gök gürültüsü ve fırtına tanrısıdır. En büyük tanrıdır; çoğu zaman dağların üzerinde ayakta durur, elinde yıldırım tutar ve yanında kutsal hayvanı boğa (Seri ve Hurri adlarıyla) bulunur. Hititler bin tanrılı pagan dinine inanan insanlardı, Dedim

         NENEJ baktı, baktı, baktı ve Nur yüzündeki gözlerinin altında oluşmuş vadilerden aşağı doğru damla damla yaşlar süzülmeye başladı. Besbelli anlamamıştı beni. Aslında O değildi şaşkın ve suçlu olan, bendim. Birkaç kelimeyi onun dilinden, gerisini Türkçe ifade etmiştim. Nerden bileyim Türkçe bilmediğini, Onun İlk konuşmasını, sadece Türkçe bilen arkadaşlarımın anlamadığını da nerden bilebilirdim. Heyecanım geçtiğinde  işin farkına varmıştım ancak.

         Kendime geldiğimde; Adiğabze yi hiç ara vermeden, bir çağlayan gibi  Ninenin  gözlerinin içine, kalbinin derinliklerine akıtmakta olduğumu fark ettim. Onun gül yüzünde güller açmıştı. Benim sorularımı cevaplıyor ve hatta sormadıklarımı da anlatıyordu.

İşte Nenejin anlattıkları, size özetini tekrar dinleteyim.

-A Sİ AL diye başladı anlatmaya. Size Türkçe aktarıyorum.

-Ey oğlum Biz burada Yüce ALLAHIN varlığına, birliğine inanan ,O’nun göklerin ve yerin sahibi olduğunu bilen bir millet idik. İnandığımız ALLAHA, biz THAŞIPKA “GERÇEK ALLAH “ diyorduk  Dilimizde bunu THAŞIPK’E diye söylerdik.

THA =ALLAH

ŞIPKA= GERÇEK anlamına gelir.

THAŞIPKA= Gerçek ALLAH demektir.

Beraber yaşadığımız bir sürü başka topluluklarda vardı. Onların da tanrıları vardı. Ben onları pek bilmem. Dedi.

   Onun dediklerini ben biraz daha açayım müsaade ederseniz.


 Adığabze;

 THA + ŞIPKE=TEŞUP

 THA (Тхьэ / Tha):

  • Adığabze’de “Tanrı, Yüce varlık, Yaratıcı” anlamındadır.
  • Aynı zamanda “yücelik”, “göksel güç” çağrışımı taşır.
  • “Tha” sesi, ilksel dilde göğe, yukarıya, yüceliğe işaret eder.
  • THA: ALLAH DEMEKTİR. Günümüzde her an kullanılan Allah'ın Adıdır

ŞIPKE (Шыпкъэ / Şıpqe)

  • Bu kök “vurmak, çarpmak, yıldırım gibi düşmek”,
    “sert bir şekilde temas etmek, devirmek” anlamlarını içerir.
  • Günlük Adığe konuşmasında “şıp” kökü ani ve güçlü sesli hareketleri bildirir.
  • (örnek: , Şıple = Yıldırım, çarpma sesi  anlamındadır.)
  • ŞIPKE (ŞIPGE) : GERÇEK, HAKİKİ OLAN anlamına gelir.

⚡  Birleştirilmiş Anlam

TEŞUP = THA + ŞIPKE = “Gerçek olan TANRI= ALLAH”

Bu birleşik anlam, Hitit mitolojisindeki tanrının doğasına tamamen uygundur.
Çünkü Teşup:

  • Gök gürültüsünün tanrısıdır ,
  • Yıldırımı ve yağmuru kontrol eder,
  • Göksel otoritenin “vurucu gücüdür".
  • üzerimizde olan her şeyi kaplayan, örten

Yani Adığabze çözümü anlamsal olarak Teşup’un işleviyle THAŞIPKA ifadesi birebir örtüşmektedir.


🌩  İlksel Dil Bağlantısı

 

  • “THA” (Tanrı) sesi, birçok antik dilde “theos / deus / tew” biçimlerine dönüşmüştür.
  • “ŞIP / SUP” sesi, Hititçe’de “fırtına, darbe” çağrışımlarıyla yaşar.
    Aynı şekilde Adığabze’de “şıp” ve “şıf (şef=gizli,)” sesleri ani ses, hareket, darbeyi ifade eder.

Bu da Teşup adının aslında Adığabze’nin ilksel ses sistemine dayalı olabileceğini gösterir.
Belki de Hititlerin “Teşup” dediği varlık, Adığe kökenli halkların dilinde çok daha eski bir kavramın devamıdır:
“Tha Şıpke” =  GERÇEK ALLAH. TEK VE BÜTÜN EVRENİ YÖNETEN KUTSAL VARLIKTIR.

  • THA = Yüce varlık, gökteki yaşam veren güç gibi bir öz anlam taşır.

Bu nedenle “TEŞUP = THA + ŞIPKE” çözümlemesinde “THA” kısmı,
Tanrı’nın kendisini,
  “ŞIPKE” kısmı ise Tanrı’nın eylemini, yani çarpan veya ses çıkaran gücünü, Tanrının gerçekliliğini, Var oluşunu ifade eder.

   Yani bütünüyle anlam:

“THA ŞIPKE” = Tanrı’nın çarpışı, Tanrı’nın sesi, Tanrının var oluşu, gökten gelen kudreti.”

   Bu hem Adığe dilinde doğal bir birleşimdir hem de Hitit mitolojisindeki Teşup’un tanımına tam oturur.

   Ancak ŞIPKE kelimesinin pratiğe dönüşmüş kullanımını biraz daha farklı düşündüğümüzde; ulaştığımız anlamlar bizi tarihi bir gerçeğe götürür. ŞIPKA = GERÇEK demektir. THAŞIPKA = GERÇEK TANRI, esas tanrı demektir. Gerçek tanrı deyince artık O her şeyin başıdır. Yani tek tanrı O dur. Durum şunu gösteriyor ki bu kelime, yani GERÇEK OLAN TEK TANRI FİKRİ Hititliler de ve daha önceki toplumlarda hakim olan bir inanıştı. İnsanlık TEK ALLAHA yaratıldığı andan itibaren inanmış ve Onu tanımıştır.

 

    ŞIPKA = GERÇEK

    Bu kelime sadece “doğruluk” değil, aynı zamanda varlığın özü anlamını da taşır.
Yani bir şeyin şekilsel değil, özde var olan yönü.

    Dolayısıyla: THA-ŞIPKA birleşimi, “öz varlık olan Tanrı” veya “gerçek Tanrı” anlamına gelir.
Bu ifade sadece bir ilahı değil, mutlak ve tek olan Tanrı’yı anlatır.
 burada artık çoktanrıcılıktan değil, tek bir kaynağın inancından söz ediyoruz demektir..

   THAŞIPKA = Gerçek Tanrı, Varlığın özü olan Tanrı

   Bu, “Tanrıların Tanrısı” gibi bir kavram da değildir;
   bilakis “Tanrı tektir, çünkü o gerçeğin ta kendisidir” anlamını verir.


   Hitit ve Hurri inançlarıyla bağlantı

    Hitit metinlerinde Teşup’un adı her ne kadar “fırtına tanrısı” olarak geçse de,
Teşup çoğu zaman diğer tanrıların üstünde, göğün hâkimi, evrenin düzenleyicisi olarak tasvir edilir.
Bu da, “THAŞIPKA” anlamıyla MÜTHİŞ bir paralellik gösterir.

    Yani, Hititler döneminde görünen çoktanrıcılık aslında özünde tek Tanrı’nın farklı görünümlerinin anlatımından ibarettir.
    Teşup’un yıldırımı, rüzgârı, bulutu yönetmesi,
  “tek Tanrı’nın özelliklerinin ayrıştırılmasıdır.”

   -Nenenin sözlerini çok uzatarak anlattım ama kusura bakmayın ancak böyle ifade edebildim. Biz Neneyle sohbete devam ediyoruz. Yılların ayrılığıyla kavrulmuş Ana-Oğul gibi.

    BEN - YİNE SORDUM; Peki Nene TAHAPATIN selamı var dedin. TAHAPAT KİM ve ne anlama geliyor ?

  -  A Sİ ALE GUŞ. THAM-BO-KOET. diye tekrar başladı anlatmaya. Size yine harmanlayarak izah edeyim.     

     HEPAT=THA+BO + TI =THAPATU kelimelerinin dönüşmüş hali olsa gerek. ADİĞE Dilinde: THAM BO KOET = Allah sana çok versin. Allah'ın bol vergisi, Allah vergisi anlamlarına gelir. HEPAT ismi  bir tanrının adı değildir. Tanrının bahşişi anlamını taşır. Hititlerde de HEPAT ismi tanrı değil tanrının yarattığı ve diğer insanlara bahşettiği bir güzelliktir. Sanırım aynen böyledir anlamı. 

     Bunun örneklerini bizzat yaşamış ve görmüş biriyim. Adiğelerde THAPAT ismi yaygındır. Eğer saygı duyulan biri ise Ona, ALLAH vergisi anlamında THABAT ismi verirler. Güzellik nişanesi olarak kadın ismidir. Eğer bu ismin sahibi yaramaz biri ise hemen TEYBAT ‘a dönüşür. T’EYBAT çamurdan yapılmış değersiz bir şeydir, çamura gömülmüş değersiz bir isim olur. Daha da aşağılık biriyse, adı artık HAYEBAT’TIR. Anlamını yazamam.

     Şahsen ben Vezirköprü'nün Bakla köyünde Yaşayan Nüfus dairesinde adı THAPAT olarak yazılı bir hanım anneyle görüştüm ve konuştum. Onun çocuklarını ziyaret etmek isterseniz vezirköprüyü ziyaret etmeniz yeterli olacaktır.

     NENEYE sormuştum THAPAT kim diye ya.

     NİNEMİZ Şöyle devam etti anlatmaya;

   -A SİAL THAPAT SERI = Thapat benim ben. Pheunih’e benim selamımı götürmeni istiyorum. Dedi.

 

    HEPAT = THA + BO + TI → THAPATU

    Bu açıklama ve çözümleme bence olağanüstü ve isabetli bir anlatımdır. Çünkü;

  Hitit mitolojisinde Hepat, Teşup’un eşi olarak geçer.

  THA = Tanrı

  BO (Бо) = bol, çok, bereketli

  TI (Ти) = Verme/bağış/toprak

   Birleştirilince THA+BO+TI → THABOTI / THAPATI
ve zamanla fonetik sadeleşmeyle HEPAT biçimine dönüşmüş olmalı.

   Yani:

   HEPAT = Tanrının sana bahşettiği, Tanrı vergisi, Tanrı’nın lütfu.

   Bu anlam Adığabze’deki deyimle birebir örtüşür:

“THAM BO KOET” → “Tanrı (Allah) sana çok versin.”

   Bu paralellik yalnızca kelime yapısında değil, inanç yapısında da ortak bir iz taşır.
   Yani Hepat bir tanrıça değil, Tanrı’nın bereketinin kişileştirilmiş ifadesidir.

   Böylece Hitit çoktanrıcılığı aslında tek Tanrı’nın farklı yönlerinin kişileştirilmiş hali olarak anlaşılabilir.


 

   THAŞIPKA (Gerçek Tanrı) → TEŞUP
   THABOTI (Tanrının bağışı) → HEPAT

   Bu, ses dönüşümüyle ve anlam sürekliliğiyle günümüze kadar taşına gelen bu hat; Yani Hitit inancında görülen bu iki isim, aslında tek Tanrı inancının Adığe dilinde korunmuş biçimlerinden türemiştir.

 - NENEj PHEUNİH TIDE ŞIS. TIDE ŞIPSEVURE?

    "Nine PHEUNİH Amca nerede oturuyor, nerede yaşıyor" diye sordum. 

 - A Sİ AL  (ANDRAPA) ADERENAPE KÂLEM KORİS.YIKO KALEKORİS YADİ ŞEPSEVU = Evladım PHEUNİH karşıdaki şehrin arkasında Oturuyor. Şehrin korucu bekçisi olan oğlunun yanında yaşıyor dedi. Çok şaşkındım. Ta Almanya'dan gelip DOYRAN köyündeki tableti anlatan RAİNER Hocamızda aynı kelimeleri harfi harfine söylüyordu. RAİNER Hocanın yazılı tabletten çıkarımına göre; KALLİKORİS, Roma vatandaşı değildi ve Pheunih'in oğluydu. Sohbetimiz heyecanla devam ederken bir el omzuma dokundu.

  -Haydi Hocam geç kalıyoruz dedi.

   İrkildim. Etrafa baktım NENEJ yoktu. Sanki bir rüyadan uyanmış gibiydim.

   Haydi haydi geç kaldık dediler…yürüdük…Ben şaşkındım. Çaresiz yürüdüm. Herkes Nerik'ten bahsediyordu. Turizmden. Otellerden. kanyondan, Büyük Şehir Belediyesinden....

  - ROMA yolu buradan geçiyor, bak karşıda DOYRAN ! seslerini duyuyordum. Ama aklım hep Neriğin enteresan sohbet sofrasında takılı kalmıştı. Bir yumuşak sesle tekrar kendime geldim, gurubun arkasında sürüklenen bir nesne gibi hissettim kendimi ve birde baktım ki doğup büyüdüğüm DOYRAN KÖYÜNDEYİM.

                                 PHEUNİH AMCANIN HİKAYESİ İŞTE BURDA YENİ BAŞLIYOR.

                                                             ANLATAYIM SABRINIZ VARSA…

                          Siz şöyle bir nefeslenin, ben Pheunih amcayı bulup buraya davet edeyim...

 

                                                                                         Ahmet TÜRKOĞLU

                                                                                             03.Kasım.2025

 

 

Comments powered by CComment