ŞİT 

 

 ALEYHİSSELAM

 

 

 

1-Tarihî ve Dini Bağlamda; ŞİT ( as ), 

·       Tevrat’ta (Yaratılış 4:25) “Seth” (İbranice: שֵׁת – Šēt) olarak geçer. Adem ile Havva’nın Habil’in ölümünden sonra dünyaya gelen üçüncü oğludur.

·      

        Kur’an’da ismi doğrudan geçmez, ancak İslam geleneğinde peygamberlerden biri olduğu kabul edilir. Rivayetlerde, Hz. Âdem’in vefatından sonra insanlara rehberlik ettiği, 50 sahife vahiy aldığı anlatılır.

·       Yahudi-Hristiyan geleneğinde soy zinciri genellikle “Seth’in nesli” üzerinden devam eder.


2. Dil Kökeni

·      

        İbranice köken: “Šēt” kelimesi, kökü šīṯ / šāt (שִׁית) fiilinden gelir ve “koymak, yerleştirmek, tayin etmek” anlamındadır.

·       Anlamı: “Yerleştirilmiş”, “verilmiş”, “atanmış” veya “Allah tarafından konulmuş kişi” gibi yorumlanır.
Tevrat’ta Havva şöyle der: “Tanrı bana, Habil’in yerine başka bir evlat verdi” (Yaratılış 4:25).

·      

       Arapçaya İbraniceden geçmiş Peygamber ismi olup telaffuz değişerek Šīṯ (Şît) شيت olmuştur.

 

 

3. Tarih Öncesi İLKSEL Dil ve Adığabze Bağlantısı 

 

    Benzer kök seslerle Adığabze de bir karşılık aradığımızda:

·       Şı / Şe sesi: Koşma, yürüme, Yön verme, konumlandırma, bir yere koyma, kardeş, satış

anlamında kök sesleri buluruz.

·       T / Te sesi: Üst İşareti, baş taraf, ayakta duruş, belirleme, sınır çizme anlamı taşır.
 
 ŞIT : Ayakta duran, Dikelen, gözetleyen anlamına ulaşılır.

 

        Bu birleşimleri, “bir şeyi yerine koyan, konumlandıran, Allah tarafından tayin edilen kişi” anlamıyla düşündüğümüzde; İbranicenin İLKSEL DİLİN Köklerinden gelen anlam katmanlarından, "Seçilmiş Peygamber" sıfatını isim olarak aldığını görürüz. Ve ŞİT ismine; Allah tarafından seçilen elçi anlamını yükleyerek öyle kullanmışlardır. İlksel Kelime kökeninin İbranice ile bu anlamda örtüşmesinin izahı budur.  

 

4. Tarihî Bilgi ve Kültürlerarası kullanımlarda

·      

        M.Ö. 3. binyıldaki Sümer tabletlerinde “Šitu” veya benzeri bir özel isim bulunmaz, ancak “atanmış” anlamı taşıyan unvanlar görülür.  "Atanmış" anlamıyla İbraniceye aktarım yolu bu yol olsa gerek. 

·      

         Antik Mısır’da “Set” (Seth) adında bir tanrı vardır; (fırtına ve kaos tanrısı), ŞİT as. ile isim benzerliğinin olması; İlahi mesajı tebliğ görevinin, zaman içinde insanî ilahlaşma ve mitleşme örneğidir. sanırım bu olgu yerinde ve gerçekçi bir tanımlamadır.

·       Yahudi ve Arap geleneğinde Şit, Adem soyunun peygamber olarak kabul ettiği barışçıl bir figürdür;      Mısır’daki “Set” ise yıkıcı bir tanrıdır. Burada biraz düşündüğümüzde; Bir Peygamber ismi üzerinden, insanları korkutma misyonuyla etkileme olduğunu, Korku ve güç duyguları hakim kılınan bir ilahlaştırma ve icat edilmiş tanrı olgusu bulunduğunu görürüz. Bu İlahi mesajın insan eliyle dejenerasyonundan ibaret bir ilkelleşme örneğidir.

 

    ŞİT ( as.) ın başka bir ismi daha var mı. ŞİS olarak da geçiyor mu?

 

    Evet, kaynaklara baktığımızda Şit peygamberin başka isimle anıldığı rivayetler vardır, ŞIT isminden farklı olarak "ŞİS" formu da vardır. hem Arapça hem İbranice kaynaklarda nadiren de olsa "ŞIS" ismi de geçiyor.

1. Başka İsimler

·      

        Seth / Šēt – İbranice ve Batı dillerindeki asıl form.

·     

        Şit / Šīṯ – Arapçada da aynı telaffuz vardır.

·      

        Shis / Šīs – Bazı Arapça rivayetlerde, özellikle İbn İshak ve Taberî’nin metinlerinde Šīs ibn Ādam şeklinde geçer.

·      

        Shiyth / Šīyth – Klasik Süryanice kaynaklarda kullanılan telaffuz biçimidir.

·      

        Sit – Habeşçe (Ge‘ez) kaynaklarda sadeleşmiş formunda kullanılır.

 

2. ŞİT as ın "ŞİS" İsmiyle de anılması:

·      

        Arap tarihi ve tefsir literatüründe bazen (Ṯīs) veya “شيس” (Šīs) şeklinde yazılır.
Bu, özellikle  harfinin yazıda yer alıp telaffuzda hafifçe kaybolmasıyla oluşur.

·       Örneğin Taberî’nin Tarih’inde Adem’in oğlu olarak شيس şeklinde birkaç yerde geçer.

·       Osmanlı döneminde yazılmış peygamberler tarihi eserlerinde de Şis formu kullanılır.  

 

3. Neden İki Form Var?

·      

         İbranice “Šēt” "ŞIT"kelimesindeki anlam ile, Arapçadaki anlamı aynı değildir. Arapçadaki anlamı yalın bir isimdir. İbranicede ki anlamla örtüşmez.  

·        

·     Şit ve Şis kelimelerinin anlamları nedir. Aslında  iki ismin aynı anlamda farklı telaffuz biçimleri mi? yoksa farklı iki ayrı anlamları var mı?

 

"Şis" ismi, ŞIT İsminden ayrı bir kökeni olan başka bir isim olarak kullanılmıyor; yani tarihsel ve filolojik olarak Şit ile aynı anlamı taşıyor. Farklı bir anlamı yok. Fark sadece telaffuz ve yazım farkı olarak kabul ediliyor. Ve şöyle izahlar yapılıyor.

·       İbranice kökenli "Šēt" kelimesi Arapça’ya "Šīṯ" (Şit) olarak geçti.

·       Bazı lehçelerde “ṯ” (ث) sesi s’ye kaydı, “Şis” oldu.

·       Türkçe’ye geçerken de yazım farklılıkları yaşandı.

📌 Yani “Şis” diye okuduğumuzda da İbranice anlamı “atanmış, yerleştirilmiş, Allah tarafından konmuş” şeklinde kalıyor.
Ayrı bir tarihî anlamı yok, sadece ses uyumu değişmiş versiyon.

    Bu izah ve anlatım, ( kelime anlamının geride bırakılıp sadece bir isim olarak alınması), geldiği (çıktığı) dildeki anlamının bilinmezliğinden ziyade, İsme yüklenen yeni bir anlayıştan ibarettir.

    İsim fonotik (Telaffuz) olarak alınmış, anlamı geride bırakılmıştır. Kelime bir isim olarak ama yeni anlamıyla kullanılmıştır, Peygamber ismi olarak geçtiğinden de peygamberlik sıfatıyla anılmıştır.

     İsmin özgün anlamı dikkate alınmamış, yakıştırma tahmini isimlendirme yapılmıştır. İbranicede yapılan budur.      Arapçada da ismin anlamına değil ismin yüklendiği yeni misyonuna önem verilmiştir. Anlamı ise eski halinde bırakılmış yeni dile aktarılmamıştır. Dolayısıyla İSMİN Arapça karşılığı yoktur. 

 bağımsız bir Anlam katmanı olabilir mi?.

 

  Şimdi İLKSEL DİLİN ÖZELLİKLERİNİ TAŞIYAN ADİGABZEDEKİ anlamına bakalım.

 

  ŞİT ; Ayakta duran demektir. İsmin bu anlamda olduğunu görmüştük. Anlamın böyle olduğu kabul edilince ŞİT as in, gezerek ayakta insanları HAK YOLUNA davet eğittiği anlaşılır. bir nevi gezici eğitmen, kütüphane görevi. Bu olgunluk dönemi olsa gerek. Peygamberliğin ilk dönemleri. gezerek ayakta Allahın emrini yayma görevi.

  ŞİS ; Oturan, oturuyor demektir. Buda İhtiyarlık dönemindeki irşadını anlatır. yerleşik hayatı. 

 

  Bu yorum; iki ayrı kelimenin Adığe dilindeki iki ayrı anlamından çıkardığım ve algıladığım kendi yorumumdur. kelimelerin anlam dünyama çağrışımları böyledir. Anlamlarının kesin böyle olduğuna beni götüren neden ise; bu iki kelimenin başka hiç bir dilde bir anlam ifade etmemeleridir. Sadece Adığe dilinde anlamlarının olması, benim yaptığım izahın doğruluğunu teyit etmektedir inancındayım. 

   Her iki kelime de, ŞIT ve ŞIS Kelimeleri; Ayakta duran ve oturan anlamında bugünkü adigabzenin temel en işlevli iki kelimesidir. Yoğun olarak güncel kullanılan bu iki kelime ile yeniden bir değerlendirme yapacak olursak;

 

        ŞİT → “Ayakta duran”

·       Adığabze’de fiil kökü olarak bugün bile yoğun kullanılan, canlı bir kelime.

·       Sembolikte: Hayatın aktif, gezici, insanların yanına bizzat giderek öğreten, hareketli gençlik dönemini anlatan bir ifade.

·      “ŞIT" (ayakta) hâlinde, irşadın dolaşarak, birebir temasla yapıldığı dönem.

·       Bir anlamda “gezici kütüphane” bilginin taşınması, sözlü aktarım.

·       ŞİS → “Oturuyor”

·       Adığabze’de yerleşme, durma, oturma anlamı.

·       Sembolikte: İhtiyarlık dönemi, yerleşik hayat, sabit mekânda irşad.

·       Seyahat eden bir öğretmenin artık halkın ayağına değil, halkın ona geldiği dönem. ihtiyarlık dönemi 

    📜 Böylece, Şit peygamberin hayatının hareketli-aktif ve yerleşik-olgun iki dönemini, iki telaffuz da kendi içinde simgeliyor.

                                                           

                                                          ÖZETLEYECEK OLURSAK;

 

 

                         ŞİT (ŞİS) Peygamberin İsmini Adığabze ve Tarihî Bağlamda İnceleme

 

 

Tarihî Arka Plan

  1. Şit peygamber (Arapça:  Šīṯ, İbranice: שֵׁת – Šēt), İslam geleneğinde Hz. Âdem’in oğlu ve peygamberlerinden biri olarak kabul edilir. Tevrat’a göre Habil’in ölümünden sonra dünyaya gelmiş, soy zinciri onun üzerinden devam etmiştir. Kur’an’da ismi geçmemekle birlikte, rivayetlerde kendisine elli sahife vahy edildiği belirtilir. Yahudi-Hristiyan geleneğinde de aynı figür, “Seth” adıyla yer alır
  2. İbranice ve Arapça Köken Anlamı

       İbranice Šēt kelimesi, “koymak, yerleştirmek, tayin etmek” anlamındaki šāt kökünden gelir. Bu bağlamda “Allah tarafından yerleştirilmiş” veya “atanmış kişi” anlamı taşır.

       Arapça’ya “Šīṯ” şeklinde geçmiş, bazı kaynaklarda “Şis” formu da görülmüştür. Ses farkı lehçe ve telaffuz değişiminden kaynaklanır; anlam farkı yoktur. Bu Arapçada böyledir.

   3. Adığabze Anlamı ve Sembolik Katman
     
 Adığabze’de bu iki formun (Şit ve Şis) farklı anlamları vardır ve bu anlamlar peygamberin hayatındaki iki dönemi simgeleyebilecek niteliktedir:

·       ŞİT: “Ayakta duran” anlamına gelir. Bu, hareketli, aktif dönemi; halk arasında dolaşarak insanlara öğreten, bilginin bizzat insanların ayağına götürüldüğü, “gezici kütüphane” niteliğindeki irşad sürecini temsil eder.

·       ŞİS: “Oturuyor” anlamındadır. Bu, yerleşik hayatı; yaşlılık ve olgunluk döneminde halkın onun yanına geldiği, sabit mekânda irşadın sürdüğü süreci simgeler.

.

    Sonuç
    Şit peygamberin isminin Adığabze anlamları, tarihî kökeniyle birlikte değerlendirildiğinde, yalnızca dilsel değil, sembolik bir zenginlik de ortaya çıkar. “Şit” ve “Şis” formları, peygamberin yaşamındaki hareketli-aktif ve yerleşik-olgun dönemleri temsil eden iki anahtar kavram olduğu görülür. Böylece ŞİT ve ŞİS ismiyle Hz ŞİT ( AS); hem ilahi atama hali hem de yaşam tarzı (Adığabze kök) isminin içinde örülmüş olarak günümüze taşınmıştır. İsminin anlamı İlahi görevini ve yaşam hikayesini ruhumuza tek bir heceyle aktarmaktadır.

      Allahım Senin elçilerine iman ettik, Onlarla gönderdiğin ilkelerden bizleri ayırma... Amin                                                                                    Ahmet TÜRKOĞLU

        24.Kasım.2025

Comments powered by CComment